Hulki Cevizoğlu TRT’yi Neden Suçladı?

 

 

 

 

 

 

 

Araştırmacı gazeteci Hulki Cevizoğlu, Zeki Müren’in ölümü nedeniyle TRT’yi suçladı. Cevizoğlu köşe yazısında Zeki Müren ile vefat etmeden önce bir telefon görüşmesi yaptığını söyledi ve “1,5 saatlik telefon görüşmesinde, her gün çok sayıda ilaç aldığını, buna rağmen acılarının dinmediğini, kimseyle görüşmediğini, hareket etmekte büyük sıkıntı çektiğini ve kendisini Bodrum'daki evine kapattığını” söylediğini belirtti.

"Hareket etmekte büyük sıkıntı çeken, aşırı kilolu, hasta ve bu kadar önemli bir kişiyi TRT niçin İzmir'e götürdü?" diyen Hulki Cevizoğlu, TRT'nin o dönemki yetkilileri ve sorumlularının bu kou ile ilgili bir açıklama yapmaları gerektiğini söyledi.

Hulki Cevizoğlu’nun Yeniçağ Gazetesinde   30 Eylül 2019 günü yayımlanan “Zeki Müren'in Ölümüyle İlgili İki Önemli Soru” başlıklı o yazısında konuya şöyle değindi:

 “Dünkü yazımda 23 yıl önce vefat eden ‘sanat güneşimiz’ Zeki Müren'in ölümünden kısa bir süre önce bana söylediği büyük bir sırrı açıklamıştım.

Zeki Müren ‘İntihar etmeyi düşünüyordu’ ve ‘bunu planlamıştı!’

Büyük sanatçı, TRT'nin İzmir stüdyosunun kulisinde kalp krizi geçirerek aramızdan ayrılmıştı.

TRT AÇIKLAMALI

Kendisiyle yaptığım yaklaşık 1,5 saatlik telefon görüşmesinde, her gün çok sayıda ilaç aldığını, buna rağmen acılarının dinmediğini, kimseyle görüşmediğini, hareket etmekte büyük sıkıntı çektiğini ve kendisini Bodrum'daki evine kapattığını söylemişti.

Şimdi birinci soruyu soruyorum:

‘Hareket etmekte büyük sıkıntı çeken, aşırı kilolu, hasta ve bu kadar önemli bir kişiyi TRT niçin İzmir'e götürdü?’

Bu, bile bile lades değil mi?

TRT'nin o dönemki yetkilileri ve sorumluları -ayrıntılı ve inandırıcı- bir açıklama yapmalıdır.

Bu programın öyküsünü kendilerinden almalıyız.

SAHNEDE Mİ ÖLMEK İSTEDİ

Yeniçağ Gazetesinde neredeyse tam bir yıl önce (24 Eylül 2018), ‘İntiharla Dalga Geçilmez’ başlıklı bir yazı yazmıştım.

Ne tesadüf ki, o gün (24 Eylül) Zeki Müren'in de yıllar önceki vefat günü ile aynı gündü (24 Eylül 1996).

*

O yazıdan çok çok kısa alıntı yapıyorum şimdi:

Çok boyutlu psiko-sosyal bir olgu olan intihar tehlikeli ve bulaşıcıdır.

Zihinsel/ruhsal özelliği kadar biyokimyasal ve sosyal nedenlere de dayanır. Bireysel ve toplumsal stresle tetiklenir.

İntiharlarda kendini ya da dış dünyayı cezalandırma mesajı olabilir. Kendini cezalandırıcı intiharda ise, pişmanlık ve özrün kabulü isteği vardır (Lebra).

Tedavisi genellikle mümkün olan diğer hastalıkların üzücü bir sonucu -önlenebilir bir trajedi- olarak görülmektedir (Battin).

İntihar edenlerle ilgili yapılan araştırmalarda en sık olarak görülen hastalık kategorileri şunlardır:

1 - Duygudurum bozukluğu;

2 - Alkolizm;

3 - Antisosyal kişilik bozukluğu;

4 - Anksiyete bozuklukları;

5 - Madde bağımlılığı;

6 - Eşcinsellik;

7 - Fobik bozukluk;

8- Şizofreni (Robins).

Şimdi ikinci soruyu soruyorum:

‘İntihar etmeyi düşündüğünü ve plan yaptığını söyleyen büyük sanatçı, görkemli biçimde sahnede ölmeyi mi tercih etmişti?’

Bile bile ladesi kendisi mi planlamıştı?”

 

13.10.2019
FACEBOOK
İNSTAGRAM