BÜLENT ERSOY konuştu : 'Zeki Müren'e Rakip Olmayı Düşünmedim' (1974)

BÜLENT ERSOY konuştu  : 'Zeki Müren'e Rakip Olmayı Düşünmedim' (1974)
"Ben Bülent Ersoy, ya da gerçek soyadımla Bülent Erkoç...Eğer çalıştığım gazinoya gelmedinizse, çoğunuz tanımazsınız beni.Sanıyorum bir çoğunuzun kafasından "Durup dururken nasıl as solist oldu bu çocuk" gibi sorular geçiyordur... Önce kim olduğumu, nasıl as solist olduğumu, gelecekte neler yapacağımı bir bir anlatacağım siz HEY okurlarıma: Doğma büyüme Kadıköylüyüm. 1952'lerde Altıyol'daki Erkoç apartmanında dünyaya geldim, daha sonra ailece Göztepe'ye yerleştik, hala da oradayız.İlkokulu Kadıköy Gazi Paşa İlkokulu'nda bitirdim, daha sonra da Ticaret Lisesi'ne devam ettim. Ailem benim Türk Müziği'ne olan yatkınlığımı sezinleyince, İstanbul Belediye Konservatuarı Türk Müziği Bölümü'ne verdi. Konservatuar öğrenimim sırasında Kadıköy Musiki Derneği'ne de devam ettim. Aynı yıllarda, Rıdvan Aytan, Melahat Pars, Nevzat Atlığ, Süheyla Altmışdört, Sabri Süha Ansen gibi değerli hocalardan yararlandım. 1972 şubat'ında, yalnızca müzikle ilgili kişilerin davet edildiği bir konsere çıktım. Melahat Pars hazırlamıştı bu konsere beni. Çok beğenildiğim bu konserden sonra Adnan Saner ile beş yıllık plak sözleşmesi yaptık, Melahat Pars beni derneğin şef muavinliğine getirdi. Şimdiye kadar dört plak yaptım. Ama hiç biri de düşündüğüm gibi olmadı. Nasıl Assolist Oldum ? Şimdi de akıllarınızı kurcalayan aniden as solist oluşuma sıra geldi. Şimdiki patronumu daha önceden hiç tanımıyordum. Fakat Müzeyyen Senar hanım benden kendilerine daha önce söz etmişler. Bir süre sonra, beni konservatuardan tanıyan bazı kişilerin aracılığıyla tanıştırıldık. Beni Taşlık Gazinosu'nda dinlediler, aynı gece Müzeyyen Senar hanım da gazinodaydı. Çok beğenmiş olucaklar ki, ertesi gün için 16.00'da randevulaştık ve bana assolist olmamı teklif ettiler, kabul ettim. İşte sahneye çıkışımın öyküsü bu. İlk Şarkım Ve Unutamadığım Bir Anı Sahnede pek fazla yabancılık çekmedim.Konservatuvar konserlerinde genellikle final yapardım, bu nedenle sahne psikolojisine yabancı değildim. Ama ilk kez bir içkili gazinoda şarkı söyleyecektim. Buda beni çok heyecanlandırdı. İlk şarkıma başladım. Muallim İsmail Hakkı Bey'in Rast Makamındaki Nakış Ağır Semaisi olan "Güşende Yine Ah-u Emin Eyledi Bülbül" idi. İlk şarkım bittiği zaman sahneye çiçeklerim geldi ve elime çiçekleri gönderenlerin adlarının yazılı olduğu bir liste tutuşturdular. Listenin başında değerli patronumun Fahrettin Bey'in adı vardı, sonra diğer büyük gazino patronlarının ve yakın dostlarımın adları sıralanıyordu. Listenin sonuna geldiğimde gayri ihtiyari göz yaşlarımı tutamadım. En sondaki isim, beni dünyaya getiren en değerli varlıklarım, annemle babama aitti.Bu dramatik tabloda, gazinonun en ücra köşesindeki komiden tutun da Fahrettin Bey'e kadar bütün salon benim hıçkırıklarıma katıldılar... Müjdat Gezen'in Yardımları Burada bir şeyi daha belirteyim.Sahneye güven içinde çıkmam için ilk gece Müjdat Gezen'in yardımlarını ömrümce unutmayacağım. Esprileriyle bana güç verdi, daha doğrusu her yönüyle sahneye hazırladı beni. İkinci gece Dışişleri Bakanımız Sayın Turan Güneş geldiler gazinoya. Söylediğim bir parçadan sonra beni ayakta alkışladı ve alnımdan öperek "Türk Musikisini özüne sadık olarak icra ediyorsun, tebrik ederim" dedi ve bir tek gül verdi... Zeki Müren Rekabeti Bendeniz, Zeki Müren'den sonra as solist olarak sahneye çıkan ikinci erkek sanatçıyım. Bu durum benim Zeki Müren'e rakip olarak çıkarıldığım gibi bazı söylentilerin dolaşmasına neden oluyor. Şurasını kesinlikle rekabet söz konusu değil. Öncelikle şuna inanıyorum, herkesin sanat yönü farklıdır. Ayrıca kısa da olsa sanat yaşamımda bazı kişilerin benim üzerimde etkisi olmuş olabilir. Bir Müzeyyen Senar'ı çok beğeniyorum. Doğal olarak bu kadar çok sevdiğim bir sanatçının bende bazı etkileri olacaktır. Nitekim çok kişi, üslup olarak Müzeyyen Hanımla büyük bir benzerlikten söz ediyorlar. Ayrıca Zeki Bey çok sevdiğim ve takdir ettiğim bir sanatçı. Erkeğin İşi Daha Zor Ben bir erkek assolistin, kadınlardan farklı olarak bazı yeteneklerinin olması gereğine inanıyorum. Gerek nota, gerek usul, gerek nazariyat, gerekse repertuar olarak bir erkek solistin çok üstün yetenekleri olmalıdır. Kadın sanatçı, gerek dekolte tuvaleti, gerek makyajı, gerekse dişiliğiyle dinleyenleri kendisine kolaylıkla bağlayabilir. Erkek sanatçının ses ve sanat özellikleri birinci plandadır, yani işi daha zordur kadın sanatçıya oranla..."
01.01.2009
FACEBOOK
İNSTAGRAM