OYA ALASYA'nın bebekleri (1974)
Çukulata teni; Çikita, kıvır kıvır saçlarını ırkına has biçimde salladı, dudağını bükerek, "Iııhhh" dedi, "Ne derseniz diyin, annemiz sahnede kalıcı değil."
Sanki bilmediğimiz birşeyi yumurtluyorsun. Bunun böyle olduğunu biz de, o da, herkes biliyor." Diye cevapladı Doğanay."Peki, bu niçin böyle?
Soruyu Paprika sormuştu.Karşılığını da, tüm bilmişliği ile, İnek Şaban verdi:
"Kızım, bizim annemiz dobracı. Organizatörü, gazinocusu, kısacası gazinoların her bir adamı ile anlaşamıyor. Geçen gün telefonda gazinoculara ne dediğini duymadın mı? "Bakın" dedi, "ben hareketli program yapıyorum. Ayık kafayla çekilmem. Onun için sahneye çıkmalıyım. "tamam, dediler, söz verdiler. Gitti, çalışmaya başladı, daha ikinci gün gözlerini tutmadılar. Yine işi bırakmak zorunda kaldı."
Evin bebekleri tümü 68 adet bir köşeye çekilmişler, soruna akılları yettiğince bir hal çaresi bulmaya çalışıyorlardı. Hepsi çeşitli ülkelerden gelmişler, bu evde toplanmışlardı.
BİR ALEM EV
"Anne" leri Oya Alasya'nın en büyük hastalığı, bebek koleksiyonu yapmaktı. Bu yüzden de "babaları" Zeki Alasya ile anneleri sık sık münakaşa ederlerdi. Baba Alasya evin en seçkin yerlerine bebeklerin yerleştirilmesine sinirlenir, şaka yollu annelerine çıkışırdı. "Kişi kendi hatasını görmez" demişler. Babalarıda öyleydi işte. Evin her tarafını çeşit çeşit, bir sürü arabalarla, trenlerle, irili ufaklı zarlarla doldururdu da, kendine söz söyletmezdi. Ehh, ne de olsa erkekti işte. Hadi bunlar neyse, bir kenara bırakın. Ya akvaryum hastalığı? Ya evin duvarlarına yerleştirilen o koca sekiz akvaryum? Özel bakıcıları bile vardı.
Sessizliği ibiş bozdu:
"-Peki, anneme niçin "Huysuz" diyorlar?
İnek Şaban bilmişliğini yine sürdürdü:
"-Rahmetli bir organizatörün sözüne uydu da , Zeki Müren'li kadroyu bırakıp gazinodan ayrıldı ya..."
"-Eeeeee?"
"-Eeeee'si bu işte. Hem Zeki Müren'i kırdı, hem de adı huysuza çıktı."
"-Ama niçin? Hani organizatör bırakmıştı işi?"
"-Bak, daha açık anlatıyım: Organizatör annemize geliyor, "Oya Hanım, gazino iş yapmıyor, gelin siz de işi bırakın" diyor. Annemiz, "Zeki Beye bir danışsak" diye karşı koyuyor. "Gerek yok" diyor, organizatör, "Ben konuştum." Annemiz de bunun üstüne pılısını pırtısını toplayıp, işi bırakıyor. Bir de bakıyor ki, ertesi gece yerine Melek Görgün başlamış."
DAHA ÇOK KOMİSYON
Bu kez, o masum çekiciliği ile, Virma bir soru sordu:
"-Peki, organizatör niye annemizi işten çıkardı da, yerine Melek Güngör'ü koydu?"
"-Melek Güngör'ün ücreti annemizden yüksek. Organizatör ondan daha çok komisyon alacaktı da ondan. Durumun böyle olduğundan hala Zeki Müren'in haberi yoktur. Kendisinden habersiz işi bıraktı diye hala konuşmaz annemizle."
Konuşmazlar böyle sürüp gidiyordu. Gazinolardaki bu durumlar da böyle sürüp gidecek miydi acaba? Daha kaç kişi, birbirinden habersiz, birbirini kıracak ve daha kaç sanatçı, bu durumlar yüzünden yavaş yavaş sahneden soğuyacaktı?


