Unutulmayanlar : AYLA ALGAN

Unutulmayanlar : AYLA ALGAN
Türk sanatının pek çok dalında 1970'lerden başlayan uzun bir zaman dilimine damgasını vuran en popüler akım, etnik sorgulama ve öze dönüş oldu. Özellikle müzikte yaşanan bu içsel yolculuğa, günümüz müziğinde bile yozlaşmaya karşı en kalıcı ve kesin çözüm olarak bakılıyor. "Müziğin evrenselliğine bir şeyler katmalıyız." Cümlesi ile başlayan tartışmalar hangi tarihe kadar sürecek bilinmez ama '70'lerde benimsenen bu tutumun günümüzde yaşanan tıkanmaya karşı tek çözüm olduğu kesin. "Bizden birşeyler..." elbette. Kendi kültürünü yok sayan bir birikimin ürettiği hiçbir sanat eserinin gelecek garantisi olamaz. Aslını yitirmiş, merkezinden kopmuş halkalar ancak sınırsız bir boşlukta dolaşabilirler, belki de ancak birilerinin uydusu olurlar. Bugüne dek, bu sayfada şükranla anımsayacağımız pek çok isim oldu. Bu isimlerin hepsi de kendinden ödün vermeyen, sanatında inatçı insanlardı. İşte yine bu geleneği bozmadan, bir ismi daha anımsatıyorum size; Ayla Algan... 1937 yılında doğan Algan, 1956'da eşiyle gittiği New York'ta, Avtor Reportory Theatre'da gördüğü eğitim sonunda tiyatroya "merhaba" dedi. Yurda döndükten sonra 1960-1961 sezonunda İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrosu'na girdi ve Türkiye'deki tiyatro serüveni böyle başlamış oldu. 1966 yılında Muhsin Ertuğrul ile birlikte Şehir Tiyatro'sundan ayrılıp LCC Tiyatro Okulu'nda öğretim görevlisi olarak çalıştı. Bu okulun bir süre sonra dağılmasının ardından Almanya'ya giderek çalışmalarını orada sürdürdü. 1978-1982 yılları arasında Fransa'da Gogol'ün "Ölü Canlar" adlı oyununda başrollerden birini üstlendi. Tekrar yurda döndüğünde tiyatro oyunculuğunun yanısıra müzik dünyasına da adından sözettirmeye başladı. Ayla Algan'ın müzik ayaşamı, halk ozanımız Yunus Emre'nin 650.ölüm yıldönümünde Avrupa'da yapılan tanıtma programları çerçevesindeki konserler dizisinde parlamış oldu. 1972'de Fransa, '73'te Fildişi Sahilleri, '74'te Rusya ve daha pek çok ülkede verdiği başarılı konserler, Ayla Algan'ın müzik yaşamındaki en önemli başarılar olarak belleklere yerleşti. 1972 yılında Paris'in en ünlü müzikholü olan Olimpia'da verdiği muhteşem konser ile hem Yunus Emre'yi hem de Türk Müziği'ni geniş kitlelere bir kez daha anımsattı. Dünyanın pek çok ülkesinde alkışlarla dinlenen bu sanatçının müzik yaşamı '70'lerin sonunda yerini tiyatroya bırakarak yepyeni başarıların müjdecisi oldu. Ayla Algan, yaşamını sanata adamış ve bu uğurda çok emek vermiş bir isim. Eşi Beklan Algan ile başladığı bu uzun ve zorlu yol için verdiği mücadelenin karşılığını yeni kuşak gençlerinden alabildi mi bilmiyorum. Sanatçı olmanın en katlanılması güç yönü de bu olsa gerek. Özellikle bu sınırlar içerisinde.. (Kaynak: Popsi Dergisi – 1998)
01.01.2009
FACEBOOK
İNSTAGRAM