Evlendikleri Gün İşin Yürümeyeceğini Anlamıştı

Evlendikleri Gün İşin Yürümeyeceğini Anlamıştı
Emel Sayın'ın bunalımlı yılları : "Selçuk Aslan, gözlerini Emel Sayın'ın gözlerine dikip şöyle diyordu: "Bak karıcığım Seni çok seviyorum. Bugüne kadar senden başka hiç kimseyi de sevmedim. Ama buna rağmen kulislerde ve kulis dışında bazı kadın artistlerle ilişkilerim oldu. Bunu saklamayacağım. Ancak şunu söyleyeyim ki, bu tür kadınlar çerezdir. Her erkek zaman zaman bu çerezlerden biraz yemek ister. Ne olur bu ilişkileri ciddiye alma..." Emel Sayın o gün çok isteksizdi... Sahnede kendisini bir türlü müziğe veremiyor, şarkıların sözleri ağzında büyüyor, uzayıp gidiyordu. Programını apar topar bitirdi, mekanik bir şekilde seyircilere gülümseyip selam verdi ve kendisini kulise attı. Bornozuna bürünüp bir süre terinin soğumasını bekledi. Sonra giyindi. Tam çıkıyordu ki, Selçuk Aslan geldi. Bakışlarından bir hayli içmiş olduğunu anladı. Birlikte otomobile bindiler ve eve ulaşıncaya kadar yol boyunca hiç konuşmadılar. İçeri girdiklerinde Emel Sayın çantasını ve ayakkabılarını birer köşeye fırlattı ve salondaki kanepelerden birine kendisini attı. Selçuk Aslan ise hemen bara yönelmiş ve kendisine yeni bir içki doldurmaya başlamıştı. Emel Sayın bir süre öylece oturdu. Gözlerini yerdeki halının desenlerinden ayırmaksızın düşündü, düşündü... Sonra, "Selçuk buraya gel" dedi ve ekledi: " Sana sormak istediğim bazı şeyler var." Selçuk Aslan, elinde viski bardağı geldi ve oturdu. Emel Sayın sevecen bir tavırla elini Selçuk'un omuzuna koydu ve, " Selçuk, bugüne kadar hakkında pek çok aşk dedikodusu söylendi ve yazıldı. Ben bunları duymazdan, bilmezden gelmeye çalıştım. Sana sorduğumda da her defasında söylentilerin doğru olmadığını söyleyerek inkâr ettin. Ancak, dedikodular devam etti. Çevremdekiler ve basın beni sıkıştırmaya, 'bu işin sonu nereye varacak?' diye sormaya başladılar. Sana tekrar soruyorum, lütfen bana doğruyu anlat" dedi... Selçuk Aslan tüm konuşma süresince gözlerini yerden ayırmadan dinlemişti. Eşinin sorusunu duyunca başını kaldırdı, muzip bir ifadeyle Emel Sayın'ın gözlerinin içine baktı ve kelimelerin üstüne tekrar tekrar basarak, "Bak karıcığım. Seni çok seviyorum. Senden başka hiç kimseyi de sevmedim. Ama buna rağmen kulislerde ve kulis dışında bazı kadın artistlerle ilişkilerim oldu. Bunu saklamayacağım. Ancak şunu söyleyeyim ki, bu tür kadınlar çerezdir. Her erkek zaman zaman bu çerezlerden biraz yemek ister... Ne olur bu ilişkileri ciddiye alma" dedi... , Emel Sayın önceleri pek fark etmedi, ama bu konuşma evlilik yaşamında bir dönüm noktası, bardağı taşıran son damla olacaktı. Sanatçı, konuşma anındaki ve sonraki duygularını, boşanma olayından sonra şöyle dile getiriyordu: "Selçuk başka kadınlarla olan ilişkisini öyle espirili bir şekilde ifade etmişti ki, önceleri bu durum bana komik geldi. Birlikte kahkahalarla güldük. Ama yalnız kaldığım zaman oturup bugüne kadar süren beraberliğimizin bir değerlendirmesini yapmaktan kendimi alıkoyamadım. Bu evlilik bana ve Selçuk!a ne getirdi, ne götürdü diye düşündüm. Ve, bir baktım ki, benim açımdan zarar hanesi ağır basıyor. İşte ben de o zaman Selçuk'u çerezleriyle başbaşa bırakmaya karar verdim." İnanılır gibi değildi Emel Sayın'ın anlattıkları. Beraber olabilmek için yıllarca her zorluğa göğüs geren, yılmadan ailelerine, basına, toplumsal şartlanmalara karşı mücadele eden ve sonunda aşklarına, özgürlüklerine, beraberliklerine engel olmak isteyenlerin elinden yaşamlarını koparırcasına alan böylesi bir çift, bu kadar kısa sürede nasıl bu noktaya gelebildi?.. Aşklarını, sevgilerini dile getiren gazetelerin, dergilerin mürekkepleri henüz doğru dürüst kurumamıştı bile. Belleklerde daha çok tazeydi bu anı... Genç erkek, gazinosunda çalışan assolistin kulisteki odasından çıkmıyordu geceler boyu. Onunla birlikte gülüyor, onunla birlikte heyecanlanıyor, onunla birlikte üzülüyordu... Genç kadın henüz olanın bitenin farkında değildi. Bu alabildiğine şakacı delikanlının, görkemli neşesi, dostluğu ve ilgisi hoşuna gidiyordu. Eğlenceli bir arkadaşlık gözüyle bakıyordu ilişkilerine. Zaten başka bir şey de düşünemezdi, çünkü bir kocası ve pek mutlu olmasa da iyi kötü bir evlilik yaşamı vardı. Neden sonra delikenlının bakışlarındaki değişimi fark etti etmesine, ama o zamana kadar iş işten çoktan geçmişti... Söylentiler, dedikodular ayyuka çıkmıştı. Bu durum onları birbirinden koparacağına daha çok yaklaştırdı. Genç kadın ayrılmak istedikçe kendisini delikanlıya daha çok yakınlaşmış buluyordu... Buna bir de kocasının uzun süredir giderek artan ilgisizliği, bitmek tükenmek bilmeyen iş seyahatleri –ki, bu geziler herhalde bahaneydi- eklenince, pek başka bir çıkış yolu kalmıyordu kendisine... Ve, sonunda beklenen olay gerçekleşti... Dilerseniz bundan sonrasını Emel Sayın'dan dinleyelim: "Dedikoduların hangi boyutlara vardığını, bir gün otelde İsmet'in en yakın arkadaşını ve Fahrettin Aslan'ı karşımda görünce anladım. Bana, 'Emel, böyle bir dedikodu var. Son derece yaygın bir halde, İsmet'i de, seni de çok severiz. Durumunu kurtarmak için yapabileceğin bir tek şey var. İsmet'ten ayrılmanı istiyoruz' dediler. Bu korkunç bir andı benim için. Ben böyle bir şey düşünmüyordum. Demek ki, iş oralara kadar getirilmişti. Kendimi tutamadım. Yaşlar gözlerime hücum etti ve ağlamaya başladım. O güne kadar başkalarının yanında hiç ağlamamıştım. Neyse ki biraz sonra kendimi toparladım. 'İsmet'ten ayrılacağım ama bunun nedeni dedikodular değil' dedim. Madem söylentiler böylesine yaygınlaşmıştı, hani neredeydi kocam? Hemen orada oturdum İsmet'e kısa ve özlü bir mektup yazdım. O andan sonra benim için bekleyiş dönemi başladı. İsmet'in gelmesini, en azından telefon etmesini bekliyordum..." "Emel Sayın öyle bir noktaya gelmişti ki, mutlaka harekete geçmeli ve bir şeyler yapmalıydı. Sonunda Selçuk Aslan'ı çerez dediği aşklarıyla baş başa bırakmaya karar verdi" (Kaynak : SES Dergisi – 1981)
01.01.2009
FACEBOOK
İNSTAGRAM