Füsun Önal Kılıktan Kılığa Girdi

Füsun Önal Kılıktan Kılığa Girdi
Sırayla , , , , olan genç şarkıcı, sonunda yine şarkıcı olarak kalmakta karar kıldı. Fırıncı Füsun.. Üçkağıtçı Füsun.. Simitçi Füsun.. Uncu Füsun.. Nalbur Füsun... "Bir günlüğüne de olsa, adını oluşturan harflerden birer meslek türetip, her şeyiyle yabancısı olduğun bu meslekleri kabullenir miydin?" diye sorduğumuzda asker yolu bekleyen Füsun Ünal, düşünmeden "Evet" cevabını vermişti.. "Davulun sesi uzaktan hoş gelir" diye bir söz vardır. füsun, bir bir "Fırıncı", "Üçkağıtçı", "Uncu" ve "Nalburcu" olduğu gün, bu sözün anlamını çok daha iyi anladı. Fırıncı Füsun İstanbul Belediyesi İktisat Müdürlüğü'nün 500 gramlık pidenin 250 kuruştan satılacağını açıkladığı gün, Mecidiyeköy'deki fırınlardan birindeydi Füsun.. Nar gibi kızarmış, ekmeklerin fırından öylesine bir çıkışı vardı ki, dayanamadı ve yaşlı adamın küreğini alıp, içeri daldırdı. Çıkardığı ekmekler, raflara dizildikçe, yüzü alabildiğine gülüyordu. Beş, on dakika geçip de, alnında boncuk boncuk terler birikmeye başlayınca, bu işi daha fazla yürütemeyeceğini anladı. "Stüdyoda bile böyle terlediğimi anımsamıyorum" diyordu.. Fırın işçilerini, kaderleriyle başbaşa bırakıp, ara sokaklardan birinde kaybolup gitti.. Üçkağıtçı Füsun Önal Çok duymuştu "Üçkağıtçı" sözünü Füsun.. "Bul karayı al parayı" sözünü de. Başında kasketi, ayağında bulujini, elinde tesbihi, ağzında sigarası bağdaş kurdu yere... İki kocaman zarı, "müşteri" toplamak için yanıbaşına koydu. Sonra da, ikisi al, biri kara üç iskambil kağıdını parke taşların üzerinde karıştırmaya başladı. Baştan çok ağır olan hareketleri, giderek hızlanmaya başlamıştı.. Zabıta memurlarının düdük seslerini duyduğunda ise, çoktan gözden kaybolmuştu Füsun... Simitçi Füsun Ortaklar caddesinden her akşam saat tam 16.10'da simitçi Neşet geçer. Füsun, Neşet'in devamlı müşterilerindendir. O gün Neşet'in tablasının başına geçti. Üç çocuk babası Neşet'in, sattığı simitlerden kazandığı parayla, evini nasıl geçindirdiğini nasıl olmuşsa düşünmemişti hiç... Olanca gücüyle bağırmaya başladı.. "Çıtır gevrek..", "Akşamın bunlaaar".. O kadar bağırıp, çağırmasına karşın, satabildiği simit sayısı tam dokuzdu.. "Zor iş be" dedi mırıldanaraktan.. Sonra da, "Bravo" dercesine, uzanıp, Neşet'in elini sıktı..
Füsun Önal Kılıktan Kılığa Girdi
Uncu Füsun Kamyonlarla, fırınların önüne yığılan un çuvallarını üzerleri çıplak, işçilerin nasıl sıtlanıp, içeri taşıdıklarına birkaç kez tanık olmuştu Füsun.. Ama içeri girdikten sonra "ekmek" olarak dışarı çıkmasını hiç görmemişti.. Uncuların arasına karıştığında, işçilerden biri "Unların içine düşmemesi için saçını bağlamasını, üzeri beyazlanmaması için bir önlük takması gerektiğini" söyledi. Füsun, eleklerden birini, büyük bir zevkle aldı eline.. Hamur teknesinin başında un eledi bir süre.. Birkaç dakika sonra, eleğindeki unlarla birlikte, kollarındaki dermanın da azaldığını fark etmeye başladı.. "Mikrofon tutan ellerin, elek sallaması için çok çalışması gerek" dedi yanındakilere... Nalbur Füsun Sıra sıra yağlı boyaların, inşaat malzemelerinin, hortumların, sicimlein dizildiği raflar, ilk bakışta çekici geliyordu insana.. Ama, müşteriler birbiri ardı gelip de, tezgahın başındaki adamın aklını karıştırınca, bütün işler değişiyordu. O gün Füsun, müşterilere çivi mi yetiştirsin, hortum mu ölçsün, boya mı sarsın, ne yapacağını şaşırdı.. Raflardaki boyalardan, müşterinin isteğine uygun olanı seçmek, yapılan LP'ye parça seçmeye benzemiyordu.. Önlüğünü hemen çıkartıp, asıl sahibine verdi.. Füsun Önal, hayli değişik bir günü geride bırakmıştı. Evine gelip de, koltuğuna uzanıp, viskisini yudumlamaya başladığında, "Dünyaya ikinci defa gelirsem yine şarkıcı olurum" diye geçiriyordu içinden...
01.01.2009
FACEBOOK
İNSTAGRAM