FRANK SINATRA'nın Başarıları

FRANK SINATRA'nın  Başarıları
Sinemanın en karmaşık kişiliklerinden birine sahiptir. Aynı anda duygusal şarkıların, olayların, kavgaların, dostlukların "kahramanı" olabilir. Frank Sinatra için "nasıl yıldız oldu" sorusunu sormak, pek gerekli olmasa gerek. Çünkü Hollywood'un, ünü dünyayı tutan Bing Crosby'ye bir "alternatif" aradığı sıralarda o henüz 25 yaşında olan, çok ünlü bir şarkıcıydı. Yakışıklı olmasa bile, sesiyle, romantik şarkılarıyla kadınlara sesleniyordu... Sonraki yılların "alışkanlıkları" falan yoktu. Sinema için kaçırılır fırsat değildi... Sinema ona "gel" demek zorundaydı. -"Neden?"ünlü şarkıcıydı da, ondan. Siz Elvis Presley'den Nurülhüna Abdelvahap'a kadar biz dizi şarkıcının ahım-şahım sinema oyuncusu oldukları için mi film çevirdiklerini sanırsınız ? Sinema-Şarkıcı İlişkisi Burada geniş bir parantez açıp "sinema-şarkıcı" ilişkisine değinmekte yarar var. Sinema daima şarkıcıların peşinde koşar, onlara film teklifi yapar. Bunun nedeni açıktır. Sinemanın olağan seyircisine, o şarkıcının "hayranlarını" da katmak, yani gişe hasılatlarını arttırmak. Şarkıcı açısından ilk anda sinemadan gelen teklife "evet" demek, şaşırtıcı bir tavırdır. Çünkü dünyanın her yerinde şarkıcı, aynı ün düzeyindeki sinema artistinden (daha az sürüde) daha çok para kazanır. Peki öyledir de şarkıcılar niye "Evet" derler sinemadan gelen tekliflere? Onların ünü de biraz konserlerindeki kalabalıklığa, biraz da plakların satışına bağlıdır. Bu da, en kolay ve emin şekilde sinemadan (hoş, şimdi değişti; sinemanın yerini TV aldı ya, 1950'lerden söz ediyoruz) sağlanır. Bu filmde söylenen şarkının plağının satışı hemen artar. Bir filmin adını taşıyan plağın satışı da artar. Beğenilen bir filmin plağı ise, liste başı olur. Şarkıcının sinemaya "evet" demesi için, daha ne olsun? Boks Ringinden Sahneye Frank Sinatra 1917 yılının sonlarında New-York'ta doğdu. Babası Martin O'Brien gençlik yıllarında uzun süre boks yapmış, sonra bir "saloon" işletmeye başlamıştı, küçük Frankie de babasına öykünüyordu haklı olarak. Onun gibi güçlü bir adam olmak; öykülerini dinlediği dövüşleri tekrarlamak... Ama yapısı, bu tür işlere hiç elverişli değildi. 15 yaşında amatör boksa başladı ve bu işi 16 yaşına girmeden bıraktı. Sonra bir alçı atelyesinde çalıştı. Bu arada Nancy adlı bir kızla flörte başladılar. Derken New Jersey'de bir şarkı yarışması oldu ve ilk aldığı teklifi değerlendirip 20 dolar haftalıkla şarkıcılığa başladı. Haftalığı 75 dolara çıkınca Nancy Barbato ile evlendiler.(4.2.1939) Sonra Harry James Orkestrasında, Tommy Dorsey orkestrasında çalıştı. Sinemada ilk görünüşü de bu yıllara rastlar. 1941'de "Las Wegas Geceleri" adlı bir filmde Dorsey Orkestrasıyla birlikte perdede gözüktü, iki şarkı söyledi. 25 yaşına geldiğinde Amerika'nın en ünlü şarkıcılarından biriydi ve sadece bu, sinemanın kapılarının ona ardına kadar açılması için yeterli bir nedendi. "Alışılmamış" Bir Yıldız Bu bölümde Frank Sinatra ile ilgili olan, üç ayrı zamanda geçen, üç ayrı olayı anlatacağız. Bunlardan ilk ikisi, şunlar: -"Frank Sinatra yanında daima kalabalık bir grupla gezer... Grup üyelerinin bir bölümü Sinatra klanının adamlarıdır, ötekiler de silahlı fedailer. Sinatra'nın garip huyları vardır. örneğin kendisine verilen içkiden buz oranını beğenmedi mi, yapacağı en "masum" hareket, ayağa kalkıp garsonu o kadar kişinin içinde tokatlamaktır. O anda herkes garsonun etrafını çevirir, garson ortadan kaybolur. Aynı adamın iki-üç dakika sonra başka bir içkiyle ve gülerek yine Sinatra'nın yanına geldiği görülür. Tabii, onu Sinatra'nın önünden götürdükleri zaman yakınları onun adına özür dilemişler, cebine 200-250 dolar koymuşlardır. Ama, kimse görmez bunları... Çoğunluğun gördüğü Sinatra'nın garsonu tokatladığı, aynı adamın biraz sonra Sinatra'nın beğeneceği içkiyi, özür diler bir tavırla getirdiğidir." Tabii bu öykü, ertesi gün civara yayılır. Sonra suya atılan bir taş gibi kentin çeşitli yerlerine oradan gazetelere, oradan da dünyaya... İkinci öyküyü, ünlü "Baba" adlı romanın yazarı olan Mario Puzo anlatıyor: -"Romanda bir şarkıcı rolü vardı ve Sinatra romanı okuyunca "Beni anlatıyor" diye çok kızmıştı. Hollywood'daki bir toplantıda karşılaştığımız zaman ondan uzak durdum. Ama, müşterek bir dostumuz beni alıp ısrarla onun yanına götürdü. Sinatra orada, herkesin içinde bana ağır hakaretler etti. İşin ilginç yanı, beni oraya götüren adam, "Aman Allahım. Af edersiniz Frankie...Bilmiyordum" diyordu. O halde "nasıl yıldız oldu" sorusunu gereksiz bulduğumuz Frank Sinatra için, "bunca yıl nasıl yıldız kalabildi?" sorusu, sorulmalı asıl... Ama, onu sormak gereksiz... İşte, bir haber: -"Sakat askerler için para toplamak üzere dünya turuna çıkan Frank Sinatra Japonya'dan geldiği İngiltere'de çocuklara şarkı söylemiştir. Sinatra, çocukların isteklerini kırmamak için önceden 40 dakika olarak planlanan bu konseri 95 dakikada bitirmiştir." Frank Sinatra karmaşık bir kişiliktir. Her hatasını, bir "sevapla" örtmek ister. Garsonu tokatlayıp, sonra ona para verdirmesi de böyle değil midir? Normal midir bu, ya da böyle mi olmalıdır, herkes kabul eder mi bunu falan bir yana, onun tavrı budur. Ava Gardner'e aşık olunca, ne yapmıştır: Üç çocuğunun anası, ilk aşkı Nancy'ye bir servet bırakmıştır. Sammy Davis Jr. May Britt ile evlenmeye kalkınca yükselen sert tepkileri ikisinden önce o göğüslemiştir. Ama aynı Sammy Davis Jr. İle kavga eden yine odur... Kaynak : HEY 1978
01.01.2009
FACEBOOK
İNSTAGRAM