Salim Ağırbaş'ın 33 Yıllık Aşkı

Salim Ağırbaş'ın 33 Yıllık Aşkı
Çorba tası, tencere kapağı ve deri parçalarından yaptığı davulunu.. Babasıyla gittiği baloda ilk kez sahneye çıkışını bugün bile unutamayan Ağırbaş, davul ile tanıştığı ilk yılları anımsıyor. Cahit Sıtkı'nın ünlü "Otuz Beş Yaş" şiirini sık sık hatırlayanlardan biri de Salim Ağırbaş... Bedeninin bir parçası olarak gördüğü davulu ile 3 yıldan beri, durmadan, usanmadan çalışan Ağırbaş, geçmişi, davulu ile ilk kez tanıştığı yılları anımsıyor. Anahtar Deliğindeki Davul Yıl 1942. salim Ağırbaş, henüz 8 yaşında bir çocuk. Merhum babası İsmail Ağırbaş, o devrin tanınmış alto saksofoncularından. Baba Ağırbaş, üsküdar'daki küçük evin bir odasında haftada iki kez provalar yapıyor. Grubun elemanları ise Ziya, Kemal, Mustafa ve İsmail Ağırbaş. O yılları tekrar anımsamaya çalışan Salim Ağırbaş, anılarını şöyle anlatmaya başlıyor: "Grubun prova yaptığı günler, kapıları sık sık kapatılır ve odaya kimse alınmazdı. Öteki odada derslerime çalışırken, kulağım da sürekli müziği izlerdi. Arada bir anahtar deliği ve kapı aralığı, enstrümanları görmeme yardımcı olurdu. Bir gün kararımı verdim. En ayrıntılısı, zengini ve göze hoş görünüşlüsü olan davulu seçtim. Sonra da sürekli böyle bir davula sahip olmanın özlemini duymaya başladım." Deri Parçası Ve Çorba Tası "İşte, tam 33 yıl birbirimizden ayrılmadığımız davulum ile aramızdaki aşk böyle başladı. Bir süre sonra Üsküdar'daki evimizi Fatih'e taşıdık. Sokağa çıkarak yeni arkadaşlar tanıyacağıma, evde oturup nasıl davul yapacağımı düşünmeye başladım. Sonunda kararımı verdim. Mutfaktan anneme sezdirmeden büyükçe bir çorba tası aldım. Bunun üzerine de binbir güçlükle bir deri gerdim. Eski bir tencere kapağını ortasından delerek, bir ağaca geçirdim. Böylece tencere kapağından zilimi yanyana getirerek, dünyanın en güzel davulu ile çalışmalarıma başladım" Baloda Verilen İlk Konser "On yaşımdaydım ama, ellerime olan güvenim sonsuzdu. Bir gece babamla birlikte baloya gittim. Sevinçten adeta uçuyordum. O gece orkestra sahneye çıkmış fakat davulu çalacak olan lişi gelmemişti. Oturduğum yerden nasıl kalktım? Davulun başına geçerek orkestraya nasıl eşlik ettim? Bütün bunları bugün bile hatırlamıyorum. Hatırladığım tek şey, herkesin beni içtenlikle alkışlamalarıydı. İşte, o bahar gecesi benim doğuşum oldu. Babam bendeki yeteneği sezmiş olacak ki, hemen ertesi gün yeni bir davul satın alarak: "İşte oğlum davulu alması benden, çalması ve çalışması senden" diyerek davulu önüme koydu. Bundan sonraki müzik yaşamım çok hızlı geçti. Tıpkı bir film şeridi gibi. İlk çalıştığım orkestralar, ilk plak denemelerim, askerlik, caz türünden denemelerim, hepsi şimşek hızıyla geçti..." Salim Ağırbaş 33 yılını geride bıraktı. Davulu ile birlikte. Şimdi, geçmiş yıllarını hatırlıyor ve şunları söylüyor. "O da ben de ilk günde olduğu gibi birbirimizden memnunuz. Ama biliyoruz ki bir gün ayrılık gelecek ve ayrılacağız. Yine de, hiç ayrılmayacak gibi beraberiz sevgili davulum ile..." Kaynak : HEY Dergisi - 1978
01.01.2009
FACEBOOK
İNSTAGRAM