Yaprak Sayar – Musiki ile Cazı Buluşturdu

Yaprak Sayar – Musiki ile Cazı Buluşturdu

Herkesin pop müziği ürettiği bir dönemdeyiz. Sen neden zoru yani musikiyi seçtin nasıl oldu da  Popçu Olmadın?


Liseye kadar pop dinliyordum. Kenan Doğulu ve Sertab Erener’e hayrandım. Üniversiteye hazırlanırken ailem bir taraftan hobi olarak müzikle ilgilenmemi istiyordu. Kendi isteğimle Üsküdar Musiki Cemiyeti’ne başladım, orada zehri alınca ve Türk müziği kanıma karışınca bu yolda ilerleme kararı aldım. Okuldayken de HaberTürk’te televizyon programına başladım, orası da güzel bir okul oldu benim için. 

Televizyon Programları da yaptın

TRT Türk’te “11 Kahvesi” isimli bir pazar programı vardı. Bu programın müzik ve sohbet bölümü vardı ve müzik bölümü bana aitti. Orada güzel müzikler yaptık, yine Türk müziği tarzında. Türk müziği ile  Cazı buluşturmak aklımda yoktu o zamana kadar.

Yaprak Sayar – Musiki ile Cazı Buluşturdu

TV Programı bitince neler yaptın?

TRT’de sanat müziğinde ses sanatçısıyım şu anda. Hem radyo, hem de televizyon görevimiz oluyor. Solo kayıtlar oluyor. Yaptığımız kayıtlar yayınlanıyor ve arşivlerde kalıyor. Eskilerin soluduğu havayı solumak çok güzel. 

Albümünün adı “Caz Musikisi.” Caz ile musikiyi bir araya getirmek nereden geldi aklına?

Washington’da verdiğimiz bir konserle oldu. Bahçeşehir Üniversitesi kapsamında, onların hocaları olarak Amerika’ya gittik. Her sene yapılan konserler serisi var, üniversitenin çatısı altında bir konser verdik. Amerikalıların ciddi ilgisini kazandık. İlk defa bir Türk müzisyen ve Türkçe söyleyen bir müzisyen gitti. Gördüğümüz ilgiden çok mutlu oldum ve bunun bir albüm olarak yayınlanması kararını aldım. Dört yıl kadar bu fikir hep aklımdaydı, gerçekleşmesi ise bu yıla kısmet oldu. 

Yaprak Sayar – Musiki ile Cazı Buluşturdu 

Bu tarz bir albümü finanse etmek zor iş. Sen bu işin yatırımı boyutunu nasıl hallettin?

“Caz Musikisi” Bahçeşehir Üniversitesi sponsorlu bir albüm. Mütevelli Heyeti Başkanımız Enver Yücel’in ısrarı üzerine oldu. “Bir albüm yapman lazım, tam zamanı” diye beni teşvik etti beni. Hala da takip ediyor. Müziği de çok seviyor. Karşılıklı birbirimizi de çok seviyoruz. Kısaca albümün yayınlanması  onun sayesinde oldu. Ayrıca Bahçeşehir Üniversitesi’nin yurt dışında da oldukça fazla kampüsü var, oralarda bu projeyi canlı performansla buluşturmayı planlıyoruz.

Albümün müzikal içeriği nasıl şekillendi?

Bütün repertuvarı oturup tek tek belirledim. Cazla birlikte yan yana gelebilecek eserleri hayal ederek bir repertuvar oluşturdum. Melodiler daha sade ve daha modern. Anonim eserler de var. İçinde bir Türkü olan “Sarı Gelin”de var. Onu okuma nedenim ise Erzurumlu olmam. Jest yapmak istedim hemşerilerime.  

Sesini İlk nasıl keşfettin? Kaç Oktavlık bir ses aralığın var?

Benim sesim 3 oktav 3 ses. Ailede müzisyen yok. Sesimi çocukken keşfettiler. Küçükken koroda şarkı söylüyordum. Öğretmenlerim ısrarla aileme gidip ‘mutlaka müzikle ilgilensin’ diye fikir veriyorlardı. Ben aslında biyoloji öğretmeni olmak istiyordum. 

Eğitmen yönünde var , o alanda neler yapıyorsun? 

Bahçeşehir Üniversitesinde Hocalık yapıyorum. BAUART birimleri var. Caz okulu da var, seramik atölyesi de. Benimde Vokal atölyem var. Türk müziği ve makam atölyesi. 5 senedir devam ediyorum. Dışarıdan da katılım oluyor. Repertuvar çalışması ve şarkı söyleme üzerine bir takım teknikler aktarıyoruz. Sene sonunda da bir konserle taçlandırıyoruz. Gerçekten de seven insanlar geliyor.

Yaprak Sayar – Musiki ile Cazı Buluşturdu

Türk musikisinin çok seslileştirilmesi konusunda ne düşünüyorsun?

Buna kızan hocalarımız var. Ben bu konuda çok katı olunması gerektiğini düşünmüyorum. Çünkü neticede bu müzik, dejenere edilmeden, üslubu bozulmadan farklı şeylerle sunulabilir. Düz bir bardakla su içmek veya zarif bir bardakla su içmek gibi düşünülebilir. Onun için musikinin çok sesli hale getirilmesinin büyük bir avantaj olduğunu düşünüyorum. 

2000’lerden sonra  musikinin  popa yenilmesi konusunda ne düşünüyorsun?

Neticede herkes bir emek veriyor. Emeğe saygım var her şeyden önce. “Müzik bitiyor eyvah ne yapacağız” psikolojisinden ziyade daha çok üretmeye yönelik olmamız gerekiyor. Hiçbir şey yapmayıp, üretmeyip, ağıt yakıp değer görmeyi bekleyen insanlar da var. 

 

26.11.2018
FACEBOOK
TWİTTER
İNSTAGRAM