Genç Bir Yetenek: Ayberk Akmaz

Genç Bir Yetenek: Ayberk Akmaz

 Genç Bir Yetenek: Ayberk Akmaz 


İ.T.Ü. Devlet Konservatuvarının müzik dünyasına son kazanımı olan Ayberk Akmaz “Siyah-ı Matem” adlı yeni teklisinde iddialı bir başlangıç yaptı. 

“Siyah’ı Matem” Bana Hediye Geldi”

“Siyah-ı Matem”in sözü müziği şarkıyı bana hediye eden Bertan Coşar’a, aranjesi ise Barış Yağcıoğlu’na ait. Şarkıyı Bertan Coşar yazdıktan sonra beni aradı “Stüdyoya gelir misin?” diye. Gittim, şarkıyı seslendirdim ve kaydettik. Aradan 5-6 ay geçtikten sonra beni aradı “Sana bir şarkı kaydetmiştik hatırlıyor musun?” diye. Şarkıyı kime dinletse bana çok yakıştırmış ve başkasını aramaması gerektiğini söylemişler. “Gel sana bu şarkıyı single yapalım” dedi ve sağ olsun bana “Siyah-ı Matem”i hediye etti. İlk single’ım da böylece doğmuş oldu.  

“7 Yaşında Gitar Çalmaya Başladım”

Babam gençliğinde akordeon çalarmış, müzik bana babamdan geçti. Abim de burada konservatuvar okudu ve kendisi benim müzik hocamdır. Küçükken abimle beraber halk eğitim merkezlerinde gitar derslerine giderdik. Yerimizde oturmuyorduk hemen enstrümanlara sarılırdık, sürekli çalardık. Bir gün odadayız ve abim odada gitar çalıyor, ben birden ağlamaya başladım. Babam geldi ve abime “Dövdün mü çocuğu?” dedi. En sonunda bana sordu “Ne oldu?” diye. Ben de “Gitar istiyorum” dedim ve o akşam eve gitar geldi. Bu şekilde 7 yaşındayken müzik serüvenim başladı. 

“16 Yaşlarında İlk Ödülümü Kazandım”

Lisede güzel sanatlar okumayı istemiştim ama ailem müzik konusunda destek olup bir yandan da “Bileğinde bilezik olsun” diyorlardı. Bu yüzden özel bir lisede yabancı dil okudum. O dönem KASDAV diye liseler arası müzik yarışması vardı ve ben 16-17 yaşlarındayken bu yarışmada “En İyi Beste” ödülünü kazandım. Lise bittikten sonra üniversitede gönlüm müzik okumaktan yanaydı. Aileme “Konservatuvar okuyacağım” dediğimde direk “Yok” dediler. Beni kendi istekleriyle İngilizce Öğretmenlik Bölümü’ne yazdırdılar. Ben de ailemden gizli İTÜ’nün Ses Eğitimi Bölümü’ne hazırlandım. Sınava gizli girdim ve Türk Sanat Müziği - Ses Eğitimi Bölümü’nü kazandım. Adımın yer aldığı listeyi ailemin önüne götürdüğümde “Seni tutamayacağız biz, git ne diyelim” dediler. Sonuç olarak şu an istediğim yer olan İTÜ’deyim.  

“O Ses Türkiye’de Kamera Arkasında Eleme Yaptılar”

Bir arkadaşım benim adıma O Ses Türkiye’ye başvuru yaptı. Bunun üzerinden bir yıl geçtikten sonra “O Ses Türkiye’den arıyoruz” diye beni aradılar. Ben inanmadım ve “Kesin oradan arıyorsunuzdur” dedim. Beni tekrar aradılar “Otele bekliyoruz” dediler. Gittim bir baktım cidden O Ses Türkiye seçmeleriymiş. Seçmeler sonrasında 15 gün içinde bilgi verilmesi gerekiyordu. 15. gün oldu, ‘artık bu saatten sonra aramayacaklar nasılsa’ diye ben de yola çıktım. Şehir dışına tatile gidiyorken aradılar ve 15. gün yoldan yarışma için geri döndüm. Aileme bahsettim. “Oğlum aman üzülürsün” dediler. Çekimlere gizli gizli gittim. Hadise’nin takımına girdim. O yarışmada o dönem ilk aşamayı uzun tuttular elemelere 320 kişi alındı. Her jüride 80 kişi vardı ve yarışmacıları 5’erli gruplara ayırıp her gruptan teker teker 3 kişiyi elediler. O dönemde getirilen bu kuralla ben ve benimle beraber birçok kişi aslında sahneye çıkmadan, kamera arkasında elenmiş olduk. Bunun nedenini bana çok kişi sordu, herkese söyleyemedim, buradan size açıklamış oldum. 

 

24.05.2019
FACEBOOK
İNSTAGRAM