İki Kültürün Müzik Bekçisi: Orhan Osman

İki Kültürün Müzik Bekçisi:  Orhan Osman

 

Müzik piyasası onu Buzuki Orhan adıyla tanıdı. Türkiye'de üretilen albümlerin nerdeyse tamamında o buzuki çaldı. Batı Trakyalı bir Türk. Ömrü Türkiye ve Yunanistan'da geçiyor. Solo enstrümantal albümler de yapmaya başladı. Buzuki Orhan , Orhan Osman olarak albüm kariyerine farklı bir boyut kazandı. En son Türkiye'de bir ilke imza attı ve bir albümü hem dijitalde hem de plak formatında yayınladı. Orhan ile bir müzisyen için plak basmanın anlamını ve külfetinden pandemi döneminde müzisyenlerin çektiklerini konuştuk.

Dünyada Başka Bir Buzuki Plağı Daha Yok

Yunanistan ve Türkiye arasında uzun zaman yol yaptım. Başka ülkelere giderken kulağıma saksafonlu, trompetli dinleti albümleri takılıyordu. İçimden; "Neden buzukiden böyle bir şey olmasın?" dedim. İçinde kendi bestelerimden oluşan, akustik enstrümanlardan oluşan bir şey hayal ettim. Adı da "Coffee and Buzuki" olsun dedim. Böyle bir çalışma yaptım. Bestelerimin çoğunu yolda besteledim. Yollardan çok ilham aldım. Ağaçlara bakarken, yola bakarken besteledim ve çok güzel besteler çıktı. Hepsinin aranjesi de, besteleri de benim. Bir de işin güzel tarafı dünyadaki ilk buzuki plağı olması. Bu dünyada başka bir buzuki plağı enstrümantal olarak yok. 

İki Kültürün Müzik Bekçisi:  Orhan Osman

Türkiye'de Basılan İlk Plak Benim Plağım

Türkiye'de 80'li yıllardan sonra ilk fabrika açıldığında, bu fabrikada basılan ilk plak benimkiydi. Sonra Mazhar Fuat'ınki basıldı. Ve benim plağım, fabrikanın ilk baskısı oldu. Makineler de Fransa'dan yeni gelmişti, direkt basılan ilk plak oldu. O yüzden koleksiyon değeri de var. Ses mühendisliğini de Akis Golfidis yaptı. Yunanistan'da çok önemli bir ses mühendisidir. Akis Golfidis, 60'lı 70'li yıllarda çok popüler olan Beattles'la çalışmış ve bu adam Atina'da yaşıyor. Onunla arkadaş olduk ve çok yardımcı oldu sound konusunda. Çok sıcak bir sound yakaladık.

Plak Basmak Çok Maliyetli Bir İş

Çok güzel bir ekiple çalıştım. Çok güzel bir ekip demek, çok maliyetli bir iş demek onu da belirteyim. Plak basmak çok maliyetli bir iş. Çok pahalı, çok maliyetli. Adam bir fabrika açmış, CD gibi seri üretime girmiyor ve herkes de plak basamıyor pahalı olduğu için. Haliyle fiyatlar çok yüksek ama biz böyle bir taşın altına elimizi koyduk ve dinleyicimizi nasıl daha çok memnun ederiz diye düşündük. "Coffee and Buzuki" dijital ortamda da var ama oradaki keyifle plaktaki keyif çok başka; plak zaten ayrı bir şey. Yunanistan'da da çok rağbet gördü, bütün dünyada da yayınlandı fakat kısıtlı adet bastığımız için şu an elimizde çok kısıtlı sayıda plak kaldı. On Müzik Yapım sitesinden plak satın alınabiliyor. Zaten bundan sonra yapacağım bütün çalışmaları sadece dijital platformda ya da plak olarak yayınlanacak. Artık CD yapmayacağım. 

İki Kültürün Müzik Bekçisi:  Orhan Osman

Yunanistan'dan Konser Teklifleri Alıyorum

Avrupa'da plaklar daha pahalı. Türkiye'de fiyatlar daha ucuz. Yunanistan'da plak çok farklı bir paraya satılıyor ama Türkiye'de çok ucuza gidiyor. Mesela bir plak Türkiye'de 18 Euro'ysa, Avrupa'da 40 Euro ya da 35 Euro'dur. İki üç tane transfer gerçekleşiyor, arada komisyoncular gibi bir sürü şey oluyor. Türkiye'de hazır bir merkez var, adam geliyor 120-150 TL arasında alıyor plağını. Bu plağın bir de dağıtım olayı var. Ondan sonra mağaza var arada. Haliyle o fiyat iki katına çıkıyor. O yüzden en uygunu plağın internet sitesinden alınması. Biz zaten insanlara kargoluyoruz. Yunanistan'dan bana konser teklifi geldi 2-3 kere, aynı şekilde Bodrum'dan da çağırdılar. Ben bu zamanda fiziksel anlamda çok yan yana olmaya sıcak bakmıyorum. Çünkü siz hasta olmazsınız yanınızdaki olur, o ona bulaştırır bir şey olur gerek yok. Bundan dolayı konserleri bekletmek zorunda kaldım bende.

2020 Yılında Mesleğimi Değiştirdim

Ben pandemi döneminde yani 2020 yılında mesleğimi değiştirdim. Mesleğim müzik ama çiftçilik yapıyorum şu an Yunanistan'da. Burada ağaçlarla uğraşıyorum. Ağaçlar ekip kara mürver projesi başlattım. Bizim arsalarımız vardı dedim ki dostlarıma Instagramda "Burada ağacınızın olmasını istiyorsanız fidan desteği yapın". Bu mesajım üzerine dostlarım bana fidan desteği yaptı 400 ağaç ektik. Ve her bir fidanda herkesin ismi var. Yani Ahmet, Mehmet işte üç fidan falan filan işte böyle bir kara mürver ailesi oluşturduk çok da güzel bir proje oldu. Üç sene sonra bunlar hayata geçecek. Sonrasında burada da kara mürver festivali düşünüyorum. 

İki Kültürün Müzik Bekçisi:  Orhan Osman

Yunanistan Hükümeti, Vatandaşına Aylık 800 Euro Yardım Verdi

Yunanistan'da çok güzel dostluklar var. Politikanın ne olduğu önemli değil ama halk kendi arasında çok uyumlu. Mutlaka her yerde her ülkede olduğu gibi faşistler var. Ama çoğunluk önemli azınlık değil. Pandemi döneminde herkes birbirine yardım etti. Çünkü ülkede bir işsizlik söz konusu şu an. Burada merkezi hükümette insanlara yardım ediyor. Aylık 450 ile 800 Euro arasında bir yardım veriyorlar ihtiyacı olan insanlara. Normal işçi sınıfında bir yerde çalışıyorsan veya daha resmi otelde çalışıyorsan 800 Euroluk yardım veriyorlar. Pandemi de aynı şekilde mekan sahipleri de yardım alıyor.

60 Sanatçıya Para Verildi Fakat Ortada Sanat Adı Altında Hiçbir Şey Yoktu

Benim pandemi döneminde en çok içime sindiremediğim şey, Türkiye'de 60 sanatçıyla konserler yapıldı. Yeditepe İstanbul Konserine devlet 30 trilyon para ayırdığı söylendi. O 30 trilyonla 5 bin tane aileye bakabilirdi devlet. 60 tane adama sen böyle konser nasıl yapabilirsin? Ben de vergi mükellefi bir adamım, sanatçıyım, profesyonelim. 10'a yakın albüm yapmışım ve benim gibi olan birçok insan var. Bunların başında Erkan Oğur var, Muammer Ketencioğlu var, Çetin Akdenizli var. Bu insanlar evde oturdular ve hala oturuyorlar. Madem bir şey yapacaksınız geniş kapsamlı yapın.

Devlet istese 100 bin müzisyene bakar. Bunu ben açıkçası hiç içime sindiremedim. 60 tane sanatçıya verilen o para çok yüksek bir para. Kimi kandırıyorsun? Ayrıca bir şey daha var. Kültür merkezleri etkinlik sahaları olarak kullanılıyor. Yukarıdan tepeden bir adamınız yoksa bu işlere giremiyorsunuz. Bu bana koyuyor.

Emeğimizin Karşılığını Alamıyoruz

Biz müzisyenler bu müziği öğrenirken çok ciddi emekler sarf ediyoruz. Hiçbir zaman maalesef emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Bu bütün dünyada böyle. Aşık Veysel de bakın ne güzel eserler yapmış emeğinin karşılığını almış mı, alamamış. Aynı şekilde Neşet Ertaş almış mı, almamış. Onun gibi bir sürü daha insan sayabilirim. Şükürler olsun çok büyük dertlerimiz yok ama bu pandemi döneminde yine normale dönmeli artık. Sonuçta benim de sahne performanslarımda 12-15 kişiye yakın bir ekip çalışıyor. Bu insanların da geliri müzikten.  

20.10.2020
FACEBOOK
İNSTAGRAM