TUNCAY YILMAZ - Büyük Bir Müzisyen Anlatıyor
Ankara' dan sonra Almanya' da da geniş kapsamlı bir eğitim aldınız ve daha sonra Amerika' da ve tüm dünyada profosyonel keman solist sanatçısı olarak konserler verdiniz. Sizce müzisyenlerin yurtdışına açılması şart mı?
Evet Türkiye' de temel eğitim son derece iyiydi. Ufkumu zenginleştirmek, bilgi ve tecrübe kazanmak için uluslararası bir arenaya açılmak şart. Evrenselliğin bir gereği bu.
CD' de niye bu eserleri seslendirdiniz ?
Elgar ve Franck keman sonatları Romantik keman edebiyatının en güzel ve önemi eserlerindendir. Ayrıca birlikte uyumlular… Küçük parçalar ise ( Kreisler "Aşk Sızısı" , Massanet "Meditation", Amaral Vieira ".." ) , gerektiği gibi kültür ve özen içinde yorumlanması gerekir. Onları da büyük bir keyif ile yorumladım ki bir tanesi benim için bestelendi (Amaral Vieria).
Yorumlarınızda bestecinin eserlerine olan özel katkınız nedir ?
Duygum… Çünkü hayatta "her şey" olarak anladığım ve ifade edebileceğim tek şey; DUYGU…
Tarzınızı nasıl yorumlarsınız ?
Her şeyden önemlisi; içten olmaktır. Dolaylı yolları sevmiyorum. İnsan içindekini yansıtmalı. Sınırları zorlayarak ve riziko alarak sahnede müzik yapmak için iyi bir tekniğe sahip olmalı. Fakat müzik tekniği ilerleten olgudur, teknik müziği değil. Yorumlarımda bu hissedilmeli. Gerçek romantik tarafım ise; kişiliğimin mihenk taşıdır.
Doğayla – müzik arasındaki ilişkinin sanatınızdaki yeri nedir ?
Bana göre sanat doğanın ta kendisidir! İfademi abartacak olursam; "sanat yoktur, doğa vardır" dersem bu deyim bana aykırı gelmez. Yani insan, müzik, sanat doğanın parçalarıdırlar ve her şey gibi sanatçı da en kutsal şekilde insanoğluna hizmet eder.
Ne olarak anılmak istersiniz ?
Evrensel ve çağdaş bir insan…
Günde 5 saat keman çalışıyorsunuz, müziğin dışında hayatınızı oluşturan şeyler neler ?
Bence küçük mutluluklardan oluşur hayat. Bahçemle ilgilenmek beni sevindirir, küçük çapta da olsa antika eşyalarımı onarmak bana zevk verir. Türk çayı ve kahvesine olan düşkünlüğümden de inanılmaz keyif alırım. Bazen saatlerce eşsiz dostum denizi seyretmek mutlu kılar. Ferahlatır. Nefes alıp verirken bile hep şanslı olduğumu düşünürüm.
En büyük hayaliniz nedir ?
Dünyanın ilk çağlardaki kadar doğal olduğu ve insanların sevmeyi öğrendiği- bildiği bir yaşam en büyük ütopyam olurdu. Buna ilaven bir anıma gelince; çocukluk ve çocukluktan gençliğe geçiş dönemimde ciddi etkilendiğim, özel hayranlık duyduğum bir idol, bir dost ve bir insanın sahip olduğum o değerli sevgiye karşılık olarak; "Tuncay ben fazla sevilmeye gelemem, özgürlüğüme düşkünümdür" dediğini duyduğum an içimde müthiş şimşekler çaktı ve sevginin hayattaki en gerçek özgürlük olduğunu anladım. Sevgisizliğin ise sadece fakirlik olduğunu…

