PAMELA , İstanbul'a sesleniyor

PAMELA , İstanbul'a sesleniyor
2004 yılının sonlarında milenyumun İstanbul'unu anlatan bir şarkı ortalığı yıkmaya başladı. Bu şarkının yorumcusu ise hep adının yanlış telaffuz edilmesinden yakınan sempatik başarılı vokali ile herkesin dikkatini çekmeyi başaran Pamela oldu. Pamela ikinci albümünü ve İstanbul depresyonunun anlatıyor . Ortalıktan kaybolmuştun son zamanlarda.Kısaca hatırlatsana bize kendini Pamela kimdir ? -İlk albümüm 2003'ün Temmuz ayında çıktı . Bazı insanlar çabuk albüm çıkardığımı düşündüler.Aslında hiç de kısa bir süre değil.1.5 sene oldu.O albüm de İmaj müzikten çıkmıştı bu albüm gibi.Fakat Sony Müzik ortak oldu İmaj'a dolayısı ile güzel oldu bu bizim için çünkü daha çok çalışan,uğraşan ve albümü sahiplenen daha çok insan var şimdi. Bir ikili ortaklık söz konusu oldu yani... -Tabi daha büyük bir ekip çalışması söz konusu. "İstanbul" adlı şarkın geldik ilk olarak bu şarkının nasıl oluştuğunu anlatır mısın bize ? -Aslında "İstanbul" adlı şarkı albümün bütün konseptini anlatıyor. Albüm büyük şehirde yaşayan insanları anlatıyor.Her şarkıda farklı kişilerin bakış açısı ve duyguları söz konusu."İstanbul" şarkısı da bu genel konsept içinde, bu aslında "İstanbul" değil de Londra ya da Newyork da olabilirdi.Çünkü,büyükşehirde yaşayan insanlar hep aynı aslında.Dünyanın her büyük şehrinde herkes bir koşuşturma içinde ,para kazanmaya ve başarılı olmaya çalışıyorlar.Yani bir tür "fastfood" herşey.İlişkiler de "fasfood"laşmaya başlıyor artık.Dolayısıyla bu da insanları bir yandan büyük bir bireyselliğe iterken bir yandan da yalnızlığa itiyor.Bu şarkı,yani "İstanbul" da ,biraz bu duyguları anlatıyor.Ama yine de bir umut var tabi.İstanbul'u da büyükşehiri de sevmiyor değiliz yani :) Genelde hep İstanbul'u met eden şarkılar üretildi bu güne kadar.Ama bu kez bir eleştiri var istanbul'a... -Evet doğru eleştiri var ama yine de,sevgi ve umut da var.Şarkının nakaratları her ne kadar umutsuz duygular içerse de "A" larda bir umut var yine de..Bu pekala bi aşk şarkısı da olabiliridi .Ama şehirle yaşanan bir aşk.Umut da vardır umutsuzluk da aşkta.Nefret de vardır sevgi de.Ben de şehirle böyle bir ilişki yaşıyorum zaten.
PAMELA , İstanbul'a sesleniyor
Çok enteresan bir şarkı var albümde.Yıllar önce Ebru Gündeş'ten dinlediğimiz bir şarkı;"Fırtınalar".İnanılmaz farklı ve lezzetli bir düzenlemeyle sundun dinleyicilere.Bu enteresan cover fikrinin nasıl oluştuğunu anlatır mısın bize ? -Ebru Gündeş'ten ilk dinlediğimiz "Fırtınalar" adlı şarkıyı ben geçen sene konserlerimde sahnede söylüyordum .1.5 saatlik bir repertuvar gerekiyordu konser verirken ve tabi bir albümlük repertuvar yetmiyordu bu vakti doldurmak için .Yabancı coverların yanı sıra ben acaba türkçe hangi şarkıları coverlayabilirim diye düşünüyordum.Fırtınalar da benim sevdiğim ve beğendiğim bir parçaydı.Feyyaz Kuruş süper bir beste yapmış bence ama benim kafamda ve kulağımda canlandırdığım başka bir düzenleme vardı.Bir de bu parçanın farklı iki nakaratı olması gibi bir avantajı var bana göre.Hem "fırtınalar" nakaratı hem de "ben sana öylesi taptım" nakaratı.Ve ben hep "fırtınalar" nakaratında daha slow,mid tempo,daha half-time'a inip ondan sonra "ben sana öylesi taptım" kısmında yani diğer nakaratta patlasın istiyordum şarkı.Biz hakikaten de öyle düzenledik ve aynen bu şekilde de sahne de çalıyorduk zaten şarkıyı.Aynı şey Zeki Müren'in parçası için de geçerli.Biz kendimize göre düzenleyip konserlerde seslendirdikten sonra o kadar ilgi gördüp sevildi ki şarkılar.Albüme koymayı bile düşünmüyorduk ;ki dinleyicilerden çok baskı gelince ve biz de çok sevince koyduk albüme. Bütün düzenlemeler "Artun Ertürk"e ait.Bir önceki albümünde oldugu gibi.İnanılmaz farklı... Evet,Artun Ertürk'e ait bütün düzenlemeler. Tarzı nasıl tanımlıyorsun peki bu albümde.Alternatif ya da pop-rock diyebilir miyiz örneğin ? Biz ilk albümde de bu albümde de birçok değişik müzik tarzını bir araya getirdik aslında.Ve illaki pop ya da pop-rock da diyemiyorum o yüzden.Sonuçta Zeki Müren şarkısı "drum n bass" mesela.Bir tane de hidden track var.O daha endüstriyel müzik diyebileceğimiz bir altyapıya sahip.Bu albümde elektronik müzik biraz daha az.İlk albüm daha "synth pop" tu.Biraz daha synthesizer vardı.80'lerin synthpopu diyebileceğimiz alt yapı daha fazlaydı yani.Bu albümde biraz daha az.Bas,gitar,davul gibi enstrümanlar ağırlıkta.Yine var tabi elektronik nüanslar ama daha yalın bir şekilde kullandık dediğim gibi. Yıllardır Türkiye'de alaturka bir alt yapı ile beğenilerek dinlenen "Fırtınalar" şarkısını çok güzel yorumladın,bunun yanı sıra batı soundlu şarkıları da böyle güzel yorumluyorsun.İki kültüre de hakim olmak müthiş bir şey.Bunda ;yabancı bir ülke kültürü almış olmanın bir rolü olsa gerek değil mi ? Evet,babamın İngiliz olması nedeni ile yurt dışında yaşamış olmamdan kaynaklanan bir durum.Ama annem Türk.Yani her ne kadar yurt dışında büyümüş olsam da biz yine de yaz tatillerinde geliyorduk Türkiye'ye.Gerçi Türkçe bilmiyordum o zamanlar, annemle beraber temelli yerleşince öğrendim.Bir de konservatuar tiyatro bölümünde okumam da geliştirdi Türkçe'mi.
PAMELA , İstanbul'a sesleniyor
Albüm kartoneti de çok enteresan.Kontrendikasyonlar ,endikasyonlar .İlaç gibi bir albüm mü yani ? "Teşekkürler" için bir bölüm yazdım ben,ve o da bir ilaç prospektüsü gibi oldu.Herkes soruyor neden böyle olduğunu.Büyük şehirlerde yaşayan insanların çoğu antidepresan etkili ilaç kullanıyor ya ondan işte.Ben de kendimce, ilaç prospektüsünde olan bölümleri aldım yazdım. Kullanım şekli ve dozu demişsin.Nedir albümün kullanım şekli ve dozu peki ? Sabah akşam olmak üzere bol miktarda alınmalı.Yeşil çay içmeli.Arkadaşının arabasını kullanmalı. Bolca boks yapıp form tutmalı. Enteresan olan bir de küçük harita var albüm kartonetinde.İlk defa bir albümde böyle bir şey görüyorum."Sony Müzik","İmaj Müzik","Bizim Ev"."Fırtınalar Limanı" şeklinde noktalar belirtilmiş haritada. İmaj Beşiktaş'ta,Sony Taksim de.Ben de,çok yakında Maçka'da oturuyorum zaten.Fırtınalar Limanı da şarkı isimlerini uydurduğumuz yerlerden biri.Haritada eksik olan bir yer var yalnız.O da; haftada beş gün oyun oynadığım Mustafa Kemal Kültür Merkezi. Bu uçuk kaçık rengarenk tarzı nasıl oluşturuyor Pamela ? Sanatçı olmanın verdiği bir özellik aslında.Benim için her şey bir sanat eseri.Yani giydiğim kıyafet de,söylediğin şarkı da,oynadığım oyun da öyle.Onlar yansıyor bana.Biraz fazla sanatla iç içe büyümüş olduğum için belki de.Beenim kardeşim de dansçı mesela,balet.Aslında böyle göründüğüme bakmayın,çogu insana göre çok daha sakin bir hayat yaşıyorum bile diyebilirim. "Yaralı Gönlüm" adlı şarkın 2. coverın.Çok sayıda insanın bildiği bir şarkı değil aslında bu değil mi ? Evet daha çok Pulp Fiction dan bilir insanlar.Pulp Fiction'ın ana şarkısı.Aslında eski bir ezgi.Kimi Ege ezgisi,kimi ise Mısır ezgisi olduğunu söylüyor.Anonim tarzda bir şarkı diyebiliriz yani .Zamanında Paul Anka tarafından "Mısırlou" olarak da seslendirildi.İngilizce sözleri var.Fakat çok eskiden Suat Sayın bu ezgiye çok güzel sözler yazmış ve Zeki Müren de "Yaralı Gönlüm" olarak seslendirmiş.Biz de aynen "Fırtınalar" gibi sahnede "drum n bass" versiyonu ile çalıyorduk bu şarkıyı da.İnsanların yine çok ilgisini çekti,çok beğenildi ve albüme girmeyi hak etti şarkı. "Şehir Rehberi"ismi "İstanbul" şarkısı ile bağlantılı olark verildi albüme değil mi ? Aslında coverlar da dahil olmak üzere bütün şarkılar,anlatıyor büyük şehir insanını.Tüm sözlerde mevcut bu.Yoksa sırf "İstanbul" şarksından yola çıkarak "Şehir Rehberi" koymadık albüm ismini. Peki niye "İstanbul"la çıkmayı düşündünüz ? Açıkçası,bizim Artun'la en çok beğendiğimiz şarkılardan biriydi.Yani biz hep "İstanbul"la çıkalım diye düşünüyorduk zaten.Ve plak şirketlerimiz de hemfikir oldular.Yanılmadık,çok da beğenildi şarkı. Peki bundan sonra bir coverla mesela "Fırtınalar" ile birşey yapmayı düşünür müsün ? Daha önceden de klipi olan bir şarkı olduğu için,eğer olursa nasıl bir görsel çalışma olacağını merak ediyorum açıkçası. Aslında şu anda hep bir ikinci klip tartışması var.Kimi "Fırtınalar" olsun diyor,kimi başka bir şarkı üzerinde duruyor.Galiba bir süre daha bekleyip 2. klibi Ocak sonuna doğru çekeceğiz.Ama dinleyiciden "Fırtınalar" a yönelik bir baskı gelirse tabi oda olur. Senin bir de tiyatral eğitimin var ve bir müzikalde rolün var şu aralar.Türkiye de müzikallerin tekrar geri dönmesi ciddi bir mucize!Neredeyse 15 yıldır müzikal yok Türkiye'de.Bahseder misin biraz ? Evet."Mucizeler Komedisi" müzikalin adı.Evet tam bir mucize dediğin gibi.Aslında geçen sene başlamıştık.provalara.Most Production yapıyor zaten..Şener Şen,Özlem Tekin,Mirkelam, Meltem Cumbul,Güven Kıraç,Şevket Çoruh'tan oluşuyor ana kadromuz.Yönetmenimiz Işıl Kasaboğlu.Koreografımız Beyhan Murphy.Yazarımız Yavuz Turgul'un oglu,Kurtcebe Turgul.Türkiye'nin önemli isimleri yer alıyor bu müzikalde ve haftada 5 gün Mustafa Kemal Kültür Merkezi'nde oynuyoruz.Pazartesi Salı hariç her gün oradayız.saat 8.30 da başlıyor oyun sadece,Pazar günleri matine var saat 15.30 da.
PAMELA , İstanbul'a sesleniyor
Senin rolün ne peki bu müzikalde ? Ben Mirkelam'la berber meleğim müzikalde.O erkek melek ben kadın melek.Biz ,adi bir medya patronu olan Sefa Yurdakul'u ( Şener Şen canlandırıyor ) iyi bir insan yapmak ve doğru yola getirmek için iniyoruz yeryüzüne. Başarıyor musunuz peki ? Onu söylersem olmaz şimdi.Oyuna gelenler görecek. Peki müzikallerle ilgili benim hep merak ettiğim bir şey var;Canlı mı söylüyorsunuz playback mi ? Alt yapılar playback, ama biz canlı söylüyoruz. 20 gün oldu sanırım albüm müzik marketlere gireli.Video klip de albümden önce gündeme geldi.PR ı güçlü bir firmayla çalışmanın rahatlığını yaşıyorsundur eminim.Görülen o ki bu albüm pop müzik dinleyicisinden de çalmayı başardı.Peki bundan sonra ne yapmayı düşünüyor Pamela ? Olabildiğince çok konser vermek istiyorum aslında ama şimdi bu müzikal dolayısıyla bunu yapamıyorum
01.01.2009
FACEBOOK
İNSTAGRAM