KAYAHAN , Korsana Savaş Açtı
Türk müziğinin son otuz yılının en önemli ismi , kalitesi , romantizmi ve asla ucuzluğa kaçmayan vizyonu ile hep farklı oldu , hep bir adım önde. Yıllar boyunca sadece müziği ile anıldı ve gerçek bir müzisyenin sahip olması gereken her şeye örnek oldu. Usta son zamanlarda korsana karşı açtığı savaşı ve son albümü "Kelebeğin Şansı"nı anlattı.
Korsana karşı bir kampanya başlattınız . Korsana bakışınızın bu kadar büyümesinin sebebi nedir ?
Ben aslında söz yazan müzik yapan aranjman yapan albümümün satış müdürlüğünü yapardım ,şimdi ise bu uğraşlarıma bir tane daha ekledim.Korsana , hırsıza karşı savaşımı başlattım.Ben 15 yıl önce rahmetli Turgut Özal ve Yaşar Kekava ile beraber telif konusunda ciddi çalışmalarda bulunmuştum.Bu konuda çok hassasım , söz yazıyorsun , besteliyorsun, düzenleme ile satışı ile ilgileniyorsun sonra tüm bunlar korsana yarıyor.Ben bu korsan lafına da karşıyım , bu düpedüz hırsızlıktır, sahtekarlıktır.Eve giren hırsıza korsan mı dersiniz siz ? Eve korsan girdi mi dersiniz ? Evi korsan mı soydu dersiniz ? Korsan sevimli bir laf o yüzden buna herkesi düşünmeye davet ediyorum., bunlar tek gözü bantlı insanlar değildir , müzikçinin emeğini çalan hırsızlardır.
Korsanın bugün müziğe verdiği zararın boyutu nedir ?
Bugün korsan albüm satışlarını % 40 lara varan bir etki yapmaktadır.Son zamanlarda bu korsan denen hırsızlığın değişik biçimlerde yapıldığını görüyorum. Bunlardan biri internetten indirme meselesi , bu yeni bir tehlike ,bunun için Müyap bir site kuruyor ve gelecekte buradan isteyenler ücret karşılığı satın alabilecekler .Telif hakları kanunu çıktığında yeni bir şey çıkmıştı , bu albümlerin tezgahlarda satılmayıp sadece dükkanlarda satılması ile ilgili bir yaptırıma sahipti. Bu albümler dükkanlarda bulunduğu zaman dükkan kapatılacak , tezgahta olduğu zamansa tezgah alınacak.Bu bile hiçbir hiç bir şeyin önüne geçemedi.Bu işte en önemli şey ise aramızda alıcı olarak bulunan ve bunu bilerek tercih eden insanlar.Bu arkadaşlar "ben korsa almayayım" demiyor ! Bu da büyük bir ucuzluktur.Onları haklı görmeye ne kadar çalışırsam , çalışayım yinede göremiyorum. Masanın öbür tarafından oturan benim , yani büyük emek vererek , büyük sermayeler ve zaman harcayarak hazırlıyorum bu işi.Onun için ben her şeye rağmen büyük emeklerle hazırladığımız bu işin daha ucuzunu almaya çalışmanın çok ahlaklı olduğunu düşünmüyorum.
Korsan albümünüzü almayanlara yönelik başlattığınız ödül kampanyasından bahseder misiniz biraz ?
Çok düşündüm , madem ki korsanı cezalandıramıyoruz , o zaman iyi yapanı ödüllendirelim dedim.Bu albümümde sanatçı olarak kendi payımdan düşene bir çekiliş yaparak ki bu konuda Milli Piyango ile detayları görüşüyorum – 50 Milyar eski Türk lirası , 50 bin Yeni Türk liralık bir ödülü bir dinleyicime vermeye karar verdim.Dürüstçe sofrasından kesip , bu albümün orijinalini satın alanları ödüllendirmek istedim.Tahmin ediyorum ki şimdi korsanlarda bu albümü satın alıp çekilişe katılırlar.Bu ödüller arasında bir çift Gömeç'te Sevgi Köyündeki villamızda bir hafta konuğumuz olacak, ayrıca 50 kişiye de albümümün cd ve kasetinden oluşan özel albüm kutularından kazanacak.Bir sanatçı olarak düşünmek zorunda olduğum ve yapmak zorunda olduğumu hissettiğim bir şeydi bu.Dinleyicilerimden binlerce mektup geliyor , aralarında şöyleleri de var : "Benim babam bekçi , koruma .Bizim paramız çok az ama hiçbir zaman korsan almadık" diyor.O kadar etkiliyor ki beni bu dinleyenler inşallah bu 50 Milyar birisinin hayatını kurtarır.
Çekilişi nasıl yapacaksınız ?
Çekilişi yaparken albümdeki bandrolleri dikkate alacağız.Her albümde kaset veya cd fark etmez bir bandrol numarası var.Kültür bakanlığından alınan bandrollerin sayıları resmidir.Biz çekilişi bu resmi rakamlar üzerinden yapacağız.Bu ödül miktarını cebimden ayırmıştım ve bu para Allah'ın izni ile birisine gidecek.Dinleyiciler nasıl ki albümlerini alırken bize helal ediyorsa bende şimdiden bu parayı helal ediyorum.Kazanan talihli Haziran ayında belli olacak.Şimdi bazı çatlak sesler var , bunlar "Kayahan'ın albümü satmıyor ondan öyle yapıyor" diyorlar , Onlara sözüm şöyle bu albüm 224.366 adet satmıştır ki bu günümüz koşullarında oldukça iyi bir rakamdır.Bu albümü 150 bin cd , 250 bin kaset olarak basıldı ve Haziran'a kadar bir tane bir basmayacağız , yani çekilişi yapıncaya kadar bu sayıda kalacağız.Bunu albümü ilk çıkarttığımızda yapsaydık o zaman Kayahan Bey albümünden memnun değil galiba hediye dağıtıyor " diyeceklerdi. Şunu da söylemek istiyorum , bu güne kadar albümü satın alanlar da bu çekilişe katılabilecekler.
Albümünüzün ilk iki klipine konu olan şarkıları "Acılanma" ve "Bin Parçayım
Hasretinle" nin hikayelerini öğrenebilir miyiz ?
Albümümde ikinci klipe konu olan şarkım "Bin Parçayım Hasretinle"nin düzenlemesini İskender Paydaş ile beraber yaparken oldukça zorlandık.Bir şarkının sonsuz aranjmanı olur ama bir tane doğru aranjmanı olur.Bu şarkının içinde "Hep Karanlık"ın sertliği var , "Yemin Ettim"in haykırışı var, bir yandan da "Emrin Olur"un alt yapısına yakın bir şeyler var.Bu şarkının düzenlemesinde ilk kez bir enstrümanı , Buzuki'yi kullandım.ama bu enstrümanı rock ruhu ile kullandım.Bu şarkıyı Suat Suna için düşünüyordum , sonra yetiştiremedik . Suat Suna'nın albümünde prodüktör olarak çalıştık.Ben müzikten aldıklarımı gerçekten müzisyen olan , müziği seven insanlara , müziğe aşık olan insanlara harcamaktan keyif alıyorum.Suat Suna bunlardan biridir.Aynı şekilde eşim İpek hanıma da bir prodüksiyon yapmıştık. Bu insanların daha fazla insana ulaşmaları benim için mutluluk vericidir.Bu prodüksiyon K Major olarak benim tarafımdan gerçekleştirildi ve en az bir Kayahan albümü kadar harcanmış emek ve para vardır.
Albümün okumalarını yaptığım sırada kızım Aslı hastalandı.O zamanlar çok ciddi bir grip hastalığı vardı , Aslı gönül bu gripe yakalandı , ben bir babayım ve ona yaklaşamıyorum , çünkü yaklaşırsam albümünün okumalarını yapamayacağım.İpek hanım kızımı alıp annesinin ve dedesinin yanına götürdü , telefonda konuşuyoruz , "babacan yanıyorum , üşüyorum" diyor.İlk klipime - ki bu klipte kızımla beraber rol aldık – konu olan şarkım "Acılanma" nın sözlerini tamamen onun için yazdım.O bana telefonda hasta olduğunu söylerken bir yandan televizyonlarda alt yazı ile "öldüren grip" geçiyor.Aslı hastaneye gitmiş ve kan aldırmıştı , o gün bana "bir daha yok değil mi ?" dedi . Ben şarkıda bunun üzerine "Yok yok bir daha yok" sözlerini yazdım.Şarkılarımı söylemek için bir türlü kızıma yaklaşamamak beni çok üzmüştü.Şarkının finalinde yer alan bir sözümde : "Hayat yamandır , zehir yalandır , geçer bu dertler , mührü zamandır" ona grip 7 günde geçer ama sen yalana dikkat et evladım.demek istedim. Ondan sonra kızım da bu şarkıyı çok sevdi , ondan dolayı ona ithafen yazdığım bu şarkının klipinde beraber oynadık.Bu albümünü tamamında vermek istediğim mesaj ise gençlere böyle bir aileniz olsun , mutlu olun , hayatı ciddiye alın ve aile hayatını yönelin mesajını vermek istedim.
"Plancı" adlı şarkınız albümde diğerlerinden ayrılan bir şarkı , bu şarkıyı daha ticari olmak amacıyla mı yaptınız ?
Gerçek besteci bir şeyi ne olsun diye yapmaya çalışmamalı , annenin çocuğuna sahip çıkması gibi bir şeydir. Plancı için ticari şarkı deyimine katılmıyorum , o an için öyle gelmiştir ve yapmışımdır. Ben bu şarkıyı bir ara İbrahim Tatlıses albümünü yapmamış olsaydı da ona verseydim diye düşündüm.Bu nasıl ticari hale getirilir diye bir şarkı üzerinde düşünmek müzisyenliğe taban tabana zıt bir olaydır , yanlıştır.Satayım diye bir şey yaparsanız , ruhunuzu satarsınız.




