ŞÜKRİYE TUTKUN - Salıncağını anlatıyor

ŞÜKRİYE TUTKUN -   Salıncağını anlatıyor
Türk halk müziğinin çok sesli çağdaş vokali, sık aralıklarla olmasa da müzik marketlere sunduğu albümlerinde kaliteli müzik severlere güzel anlar yaşatıyor. Tutkun kısa bir süre önce müzik marketlere sunduğu "Salıncak" albümünü ve müzikal görüşlerini sorduk. "Salıncak" albümü nasıl oluştu ? Bu albümde kimlerle çalıştınız ? Salıncak albümünde yine yönetmen olarak Ali Osman Erbaşı ile çalıştık. Düzenlemeler kendisine ait. Onun dışında çok da güzel iki bestesini seslendirdim. Bir seneye yakın bir süredir çalışıyoruz üzerinde. Şükriye Tutkun uzun aralıklarla albüm üretiyor , bunun belli bir sebebi var mı ? Aslında çok aralıklı olduğunu söyleyemem. Bir önceki albümle arasında sadece bir buçuk yıl var. Bu da bir albümün çıkması için yeterli ve de normal bir zaman diye düşünüyorum. Bizler bu süre içinde ancak albümü hazırlayabiliyoruz. Üzerinde yoğun çalışmalar yapıyoruz. Amaç en güzeli dinleyiciye sunmak. Bunun için senelerce bekleyedebilirim ben kendi adıma. Albüm içeriğinde neler var ? "SALINCAK" neyi ifade ediyor ? Özel bir ifadesi - anlamı var mı hayatınızda ? Salıncak tabiî ki bir sembol. Albümün içersinde de ifade ettiğim gibi salıncak benim ilk sahnemdi. Salıncakta başladım ilk şarkılarımı söylemeye. Salıncak dertlerimi paylaştığım arkadaşım, ayaklarımı sallaya sallaya göklere uçtuğum oyuncağım, özlemini duyduğum çoook uzaklardaki evim, annemin sıcacık kucağı oldu bana. Sallanırken şarkı söylediğimde, sesimle rüzgar öylesine güzel söyleşirdi ki, sanki bütün evren bizi dinliyormuş gibi gelirdi bana. Ve evrenin bir parçası olduğumu, yalnız olmadığımı hissederdim. Benim kocaman bir ailem vardı. Salıncağımın o kadar büyük yüreği vardı ki, özlediğim bütün herkesi, aşina olduğum bütün sesleri kucaklardı.Yıllar içinde bende insanları ve evreni kucaklamayı öğrendim sesimle. Artık şarkılarımı söyleyebiliyorum. Bence herkes kendi şarkısını söylemeye başlamalı. Öylesine büyük bir koroyuz ki aslında bunu unutuyoruz. Her kafadan bir ses çıkıyor. Hep birlikte şarkılar söylemeliyiz, ama önce kendi şarkımızı söylemeyi öğrenmeliyiz. Ne mutlu bunun farkında olana. Müzikal anlamda albümü nasıl tanımlayabilirsiniz ? Genel olarak Şükriye Tutkun müziğinin tanımını yapar mısınız Önceki albümlerden çok farklı bir şey yapmadık. Yine birbirinden güzel türküler seçtik. Yine seçerken çok zorlandık, o kadar güzel türkülerimiz var ki, her seferinde hangisini söylesem diye seçmekte zorlanıyorum. Daha çok akordeon ağırlıklı albümler yaptık bundan önce, bu albümde gümbür gümbür bağlamaların sesini duyacaksınız diğer albümlerden farklı olarak. Eskiden radyolarımızı açar türküler dinlerdik. Hatta hatırlıyorum da, bir gün anneannem anneme "oğul radyoyu durdur, bu şarkıyı abin çok sever gelsin o da dinlesin" deyip radyoyu kapatmasını istemişti. Çok gülmüştük anneanneme, o kadar güzeldi ki o günler. Sımsıcacık, samimi, insancıl…Radyo bile çok yabancıydı bize. Ama oturup radyodan müzik dinlerdik. O samimiyeti yakalamaya çalışıyorum albümlerimde. O sıcaklığı, o duygusallığı. Genel olarak müziğimde de öncelik olarak samimiyet var. İnsanları seviyorum, yaşamayı seviyorum, evreni seviyorum, evrenin bir parçasıyım, minicik bir parçasıyım. En iyi yapabildiğim şey şarkı söylemek, kendimi en iyi şarkı söyleyerek ifade edebiliyorum İnsanlarla en iyi bu şekilde kucaklaşabiliyorum. Onun için de gücüm yetene kadar şarkılarımı söyleyeceğim. Söyledikçe insanlara sarılacağım, insanlara sarıldıkça onların içinde oldukça da türkülerimi söylemeye devam edeceğim. İşte benim müzik anlayışım. Sizce Halk müziğinin popüler Türk müziği içindeki yeri nedir ? Bu anlamda popüler kültür bu müzik türünü daha popüler hale kılmak için neler yapılmalı ? Halk müziği bizim baş tacımızdır diye söylerim hep. Düşünsenize küçükten beri kulağımızda olan sesler, müzikler neler? Annemiz bizi sallarken kulağımıza ne fısıldadı, türkü mü, şarkı mı yoksa bir pop müzik bestesi mi? Bizler türkülerle şarkılarla büyüdük. Ama ne yazık ki zaman zaman geldiğimiz yerleri nasıl unutuyorsak söylediğimiz türkülerin şarkıların ne kadar değerli ne kadar bize ait olduğunu da unutuyoruz. Unutturuluyoruz. Ekranlarda kaç tane güzel tv programı var, parmakla sayılacak kadar az. Bizler Avrupa Amerika özentisi bir yaşam tarzı benimseyerek kendi müziğimizi de küçümsüyoruz. Gençlere kendi öz kültürlerinin müziklerini tanıma şansı vermiyoruz. Şükriye Tutkun'un bu albümle beraber müzikal anlamda projeleri nasıl gelişecek, bundan sonra projeleriniz neler ? Biliyorsunuz ben gece bar çalışmaları yapmıyorum. Dolayısıyla da dinleyicimle buluşmam sadece konserlerle oluyor. Ama artık büyük konserler de pek fazla yapılamıyor. Dinleyicimizle buluşmamız her sene daha da zorlaşıyor. Bu sene Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ ile ortak bazı çalışmalar yapacağız. İstanbulun çeşitli kültür merkezlerinde konserler vereceğim. Bunun sevincini yaşıyorum, dinleyiciyle buluşacağımız güzel konserler olacak. Kültür AŞ genel müdürü Nevzat Bayhan'a teşekkür etmek istiyorum,İstanbul un en ücra köşelerinde konserler düzenledikleri ve beni dinleyicimle buluşturdukları için. Eurovision şarkı yarışması tekrar gündeme geldi ve kulislerde konuşulmaya başlandı , sizce T.R.T. bu yarışmada halk müziğinden yararlanmalımı ? Türkiye'de halk müziğinin- türkülerin medya gözünde ki yeri nedir ? Bu müzik türü medya ve toplum içinde nerede bulunuyor ? Eurovision şarkı yarışmasına Halk müziğiyle katılmak gerekir diye düşünüyorum. Geçtiğimiz yıllarda bir ney ve bir bağlamanın elde ettiği başarıyı hepimiz hatırlıyoruz. Kendi dilimizle katılmaktan yanayım, kendi müziğimizle ve de. Kazanamasak da kendi müziğimizle katıldık ama kazanamadık deriz, yabancı dille yarışmaya katılmamız bana çok saçma geliyor. Albüm satışlarının düştüğü gerçeği göz önüne alınırsa, Şükriye Tutkun bundan nasıl etkileniyor ? Bu konudaki görüşünüz nedir, sizce de albüm satışlarının düşmesinde korsan – mp3 vs gibi faktörler etken mi ? Konu hakkındaki görüşünüz nedir ? Albüm satışlarının düşmesi tabiî ki hepimiz için kötü. Bir sonraki albümü yaparken firma yetkilileri daha ekonomik olmaya çalışıyorlar doğal olarak. Aslında ben hala şaşırıyorum nasıl albüm çıkarabiliyoruz diye. Plak şirketlerine bravo doğrusu. Hala direniyorlar. Yakında bir çoğumuz albüm yapamayacağız muhtemelen, durum onu gösteriyor. Çünkü plak şirketleri hep zarardalar. Mp3 önemli etken satışların düşmesinde. Hem satışlar düşüyor, hem de bizim emeğimiz boşa gidiyor. İnsanlar bir şarkı ya da iki şarkı indiriyorlar. Oysa geriye kalan şarkıları dinlemiyorlar. Ben o kadar emek veriyorum, dinleyicimle en güzeli paylaşmak istiyorum, onlara saygı duyuyorum ama aynı saygıyı dinleyicimden göremiyorum. Dinleyiciden kopma noktasına geliyoruz yavaş yavaş, bunun alt yapısını da dinleyici oluşturuyor hiç farkında olmayarak. Sevdiği sanatçıları dinleyemeyecekleri gün çok uzak değil. Bunu görmek hiç de zor değil..
01.01.2009
FACEBOOK
İNSTAGRAM