EGE - Kral TV'den Muzdarip

EGE - Kral TV'den Muzdarip
Son zamanlarda yurtdışındaki başarılarıyla da adından söz ettirmeyi başaran Türk popunun sevilen sesi Ege Michael Show"a konuk oldu. Son albümü "Karnaval"ı anlatan müzisyen, müzik piyasasına dair açıklamalarda da bulundu. Günde 20 Saat Çalışıyorum Bir on yıl önce insanlara bir şeyi duyurmak daha kolaydı. Belirli majör kanallar, radyolar vardı, binin üstünde radyo istasyonunun, üç yüzün üstünde yerel televizyonun bulunduğu bir Türkiye'de insanlara albümün çıktığına dair ulaşabileceğin gerçek nokta yazılı mecra, yani işitsel ya da görsel değil. Türkiye'de hakikaten sistem çok değişti. Kendi adıma şöyle söyleyeyim albüm hazırlık aşamasında günde 16 saat, albüm çıktıktan sonra günde 20 saat çalışmaya başladım ama hala insanlar yanıma yaklaşıp "Ege Bey yoksunuz albüm ne zaman?" diye sormuyorlar mı sinir oluyorum. Ama şu var 2001'den bu yana işimi düşünmeden geçirdiğim üç gün olmadı, sürekli çalışan bir adamım. Tek nihai hedefim de aman milyon satayım değil, yaptığım işin hakkını vermek ve Ege sevenlere yaptığım işle ulaşmak, onların sevgisine layık olmak. Daha Ritmik Bir Ege Son üç albümdür hep belirli bir konseptin üzerine gidiyorum. 2003'teki albümde yalnızca gitar müziği yaptım. 2006'da çıkan "Bir İzmirlinin Not Defteri"nde bir baktım ki Orta Doğu'da ve Balkan ülkelerinde şarkılarım kullanılıyor, orayı nasıl yakalarım diye Balkan ve Orta Doğu konsepti yaptım. O çok başka bir albümdü ve yüzde doksan akustik bir albümdü. Şimdi hem radyoda hem klüpte hem de evinde insanları yakalayabilmek için daha ritmik bir Ege olduğunu kabul ediyorum. 17 şarkının 13'ü hızlı.
EGE - Kral TV'den Muzdarip
Senin Anan Güzel mi ? "Yaz Aşkım"ın Yunancasını seslendiren Antonis Remos bayıldığım adamlardandır. Hem çok onur duydum, hani hayran olduğun bir adam senin şarkını söylüyor, hem de kızdım çünkü hiç kimse benden izin almadı. İşin kötüsü orada da yazmadılar bu Ege bestesidir diye ama bu Antonis'in suçu değil, George Theofanous adında hırsızlığından sabıkalı bir bestecisinin suçu. Bu ilk değil aslında, bugüne dek Lübnan'da 3-4 şarkım çalındı, İran'da çalındı, Bulgaristan'da da çalındı ama Avrupa Birliği üyesi bir ülkenin, hukuk çerçevesinde Avrupalı dediğimiz bir ülkenin böylesine bir hırsızlığa şu anda da göz yumuyor olması kötü. Yunan adli makamları ve meslek birlikleri de bu işi görmezden geliyor. Biz mailleştik, özür diledi, bunu telafi edelim dedi. Tamam telafi edelim, şöyle yapalım dedim; albümün bundan sonra çıkacak baskılarında müziğin bana ait olduğunu yazarsın, bugüne dek birikmiş telifleri gönderirsin, anlaşırız dedim. O da "Yok öyle yapmayalım, ben sana bir şarkımı göndereyim hediyem olsun" dedi ben de yanıt maili olarak "Senin anan güzel mi?" yazdım. Şarkım Hindistan'da Çok Sevildi Geçen yıl Hindistan'da biz Türkiye'de çekilen bir Bollywood filminin (Mission İstanbul) soundtrackini yaptık Hintli müzisyenlerle, Temmuzda gösterime girdi ve inanılmaz bir sükse yaptı. Şu anda Hindistan'da en sevilen şarkılardan biri. Yapımcıları geçen hafta bir teklifle geldiler. Yeni yapacakları film için hemen altı tane şarkı sipariş ettiler. Hep Aynı Tadı Vermek İstemiyorum "Kime Ne" gibi şarkıları yapmak benim için zor değil çünkü ben şarkı yaparken gitar çalıyorum ve sesimin yetenekleri doğrultusunda yaptığım için bu tür şarkılar çok kolay ama insanlara 13 yıl sonra yeni albüm yapmışsam hep aynı tadı vermek istemiyorum çünkü ben bir besteciyim, tekrar etmek istemiyorum. Dünyada müzik bu kadar renkli ve çeşitliyken ben nelerle bir araya getirip farklı bir şeyler sunabilirim diye düşünüyorum, yeteneklerimi fazlasıyla göstermek istiyorum.
EGE - Kral TV'den Muzdarip
Prodüktörler Beni Sevmez İşi bilmeyen birinin beni yönlendirmesinden hoşlanmıyorum. O yüzden prodüktörlerin çoğu da beni sevmez, bu adam her işi kendi yapıyor diye. Ama çıkan iş en azından benim içime siniyor. Ben müziği biliyorsam, müzikle ben uğraşmalıyım, yapımcı satışıyla uğraşmalı diye düşünüyorum. Karşılıklı saygı çok önemli özellikle bitirmeden ben kimseye işimi teslim etmek istemiyorum. "Gay İkonu mu Olmaya Karar Verdin?" Albümde karnaval fikri var, zaten biraz da ben fazla boyalı göründüğüm için "Hayrola gay ikonu mu olmaya karar verdin?" diyorlar. Hayır karnavalda insanlar boyanır. Orda biraz onu vermeye çalıştık maskelerle falan. Sebep budur, başka bir sebebi yok. Normalde ben sarışınlardan hoşlanırım ama baktım ki tüm zamanların en sevdiğim iki favori kadını esmer, onların resimlerini yerleştirdim oraya. Biri Sophia Loren, biri Monica Belluci… Kral'a Yeterince Para Yediremiyoruz "Yanıyor Yüreğim" şarkısına ikinci klibi çektik aslında ama Kral TV'ye yeterince para yediremediğimiz için dönmedi. Yani 20 milyara klip çekiyorsun, 40 milyar Kral'a veriyorsun yani, feci bir şey. Bu işten kazanılan para belli mi? Atıyorum yaptığın yatırım 50 liraysa ve sen 150 lira harcıyorsan, cepten harcamaya başlamışsındır. Ne zamana kadar, sen bu işin düzeleceğini umarak bu yatırımı yaparsın. Ama bakıyorsun Türkiye'de on yıl önce 2,5 milyar dolarlık sadece müzik sektöründe bir pasta varken, bu pasta on yıl sonra düşmüş 60 milyon dolara, yani korkunç bir daralma, yüzde doksan sekizlik bir daralma. Dünyanın neresinde hangi işi yapıyorsan yap, yüzde doksan sekizlik bir daralmada adam kepenkleri indirir, çeker gider. Şimdi sen bu yatırımı yapıyorken, bu zincirin parçalarından biri "Hayır ille ben devamını istiyorum" derse bir süre sonra iş yürümemeye başlar. Netice itibariyle ben de vicdan azabı duyuyorum çünkü işleyişin nasıl olduğunun farkındasın. Ne olursa olsun yapımcı tüccardır ve para kazanmak ister. Adamın yatırdığının karşılığını alması için sen bu sefer daha ne yapabilirim diye çaba göstermeye başlıyorsun. Devlet memurundan müzik yapımcısı veya müziğin içinde birinin olması kadar saçma sapan bir şey olamaz. Yani TMSF'nin atadığı adamlar, ressam mıdır? Olmaz.
EGE - Kral TV'den Muzdarip
Devlet Korsanın Önüne Geçmiyor Ben hala müziğe çok pozitif bakan bir adamım. Sallamaya gelirsek, devlete de sallarım çünkü korsanın ve internet korsanlığının önüne geçemiyorsan sen hırsıza yardım ve yataklık yapmış oluyorsun. Ama ben pozitif bakıyorum; her devrimin içinde bir durağan süreç ve bir kanlı dönem muhakkak vardır. Herkes yaralanır, örselenir ama devrimden sonra kurallar koyulur ve daha güzel bir gelecek beklenir. Şimdi böyle bir geçiş dönemi. Plastik satışın bittiği bir dönemde insanlar maaşını internetten alıyorsa, ödemelerini ordan yapıyor, yemeğini ordan alıyorsa senin bu adama ayakkabısını giydirip müzik markete sokamayacağın kesinleşti. O zaman bu insanlara evinde bunun satışını nasıl yaparsın bunun planlamasını yapan muhakkak benden daha zeki adamlar vardır. Bizim sadece o döneme kadar dayanıp bizden beklentisi olan müzikseverlerin o ihtiyaçlarını karşılamamış lazım. "Dayan", Aysel Gürel'e Hediyem "Dayan" isimli şarkı "Görevimiz Kıbrıs" diye bir filmin soundtrack müziği oldu. Bu filmin görüntüleri ve benim performansım müzik kanallarında izlenebilecek. Aysel Gürel benim hakikaten duayen dediğim, 15 yıllık dostum. Benim ilk çıktığım günlerde yanımda oldu, her zaman da kaliteli, işini çok doğru yapmış bir insandı. Kaybetmeden önce hastanede ziyaret etmiştim. Giderken ona yakışacak onu uğurlayacak bir şey hediye etmek istedim, o yüzden bu şarkıyı hediye ettim. Bir ilişkim bitmişti, çok sancılı, bitirmek zorunda olduğum bir ilişkiydi. Bir ilişkiyi bitirmek istediğim zaman ben bunu şarkıyla yaparım. Beş ay sonra oturdum, bilgisayarda resimleri kalmış, hepsine oturdum baktım, sonra şarkıyı yaptım, bütün resimleri sildim ve o ilişkiyi içimde bitirdim. Onu anlatan bir şarkı.
EGE - Kral TV'den Muzdarip
Ozan Doğulu'yla Mahkemelik Oluyorduk Biz Ayhan Günyıl'la beraber başladık nerdeyse. İlk bende çalmaya başladı gitarı. Sonrasında Yaşar'a, İzel'e geçti, şimdi Tarkan'la çalışıyor. Kendi albümünü de yaptı. Ayhan her koşulda, her yerde, müziği bilen değil, kendisi müzik olan bir adam. Onunla çalışmak bana mutluluk veriyor. Soner Kıvanç'la çalıştım. Soner bugüne dek Hakan Peker'le yaklaşık bir kırk albümde çalışmış bir aranjör ve Soner'le biz üç yıldır birlikte sahne alıyoruz. Genellikle ben bir albüm yaptığım zaman tek bir aranjörle çalışmayı tercih ederim çünkü öncelikle sounda oturup karar vermek, çıkarmak çok önemli. İşin en zor kısmı o. İlk şarkı yaklaşık 2,5 – 3 ay alıyor. Bunu ilk albümde Sarp Özdemiroğlu'yla yaşadık. Sonraki albümde biraz Sarp vardı biraz Ozan vardı. Üçüncü albümde yalnızca Ozan'la çalıştım. Eğer uyuşma noktasını bulamazsan işin çok zor çünkü aranjörlerin hissettikleri bir şey vardır ve onun hislerine bıraktığın zaman senin istediğin şey olmayabilir. Bu işin başlangıcında muhakkak ve muhakkak çok ciddi sürtüşmeler ve kavgalar oluyor. Hatta biz Ozan'la mahkemelik bile olacaktık. Soner'le de biz bunu yaşadık ama bana göre Türkiye'nin dünya standartlarındaki çok az aranjörlerinden biri Ozan Doğulu. Hakikaten hayran olduğum biri. Soner de müthiş bir aranjör, Erol Temizel de öyle.
01.01.2009
FACEBOOK
İNSTAGRAM