FERDİ ÖZBEĞEN - Yeni aranjörler müzisyen değil teknisyen diyor !
Popüler müziğinin 32 yılına 30 albüm sığdırmış en özel yorumcularından Ferdi Özbeğen dört dilde seslendirdiği cover parçalardan oluşan yeni albümü "Nerelerdeydiniz" albümünü Michael Show'a anlattı. Albüm projesinin nasıl oluşturulduğunu ve şarkılarını anlatan sanatçı, bunca yıldır halkın gönlündeki yerini nasıl koruduğunun da ipuçlarını verdi.
Plajlarda Biraz da Bizim Şarkılarımız Çalsın
Gerçekten çok çok teşekkür ediyorum, genç yapımcılar ve radyocuların albümüme gösterdiği ilgi için. Otuzuncu albümüm bu. Bizler sanatçı olarak en büyük motivasyonu dinleyicilerimizden alıyoruz, bu da böyle devam ediyor. Bu albüm geçen mayıs ayında ben Bodrum'dayken Yeşil Giresun'lunun açtığı bir telefonla başladı. İlk cevabım "Artık herkes internetten albüm indiriyor, sen aklını mı kaybettin?" oldu. Yeşil de "Yok ben aklımı kaybetmedim, bir Ferdi Özbeğen albümü yapmak benim hayatım boyunca içimde ukteydi, bunu yapalım Ferdi Bey n'olur" dedi ve Bodrum'a repertuarıyla geldi. Yabancı şarkı söylemek ister misin dedi, bayılırım dedim ama benim bugüne kadar Ferdi Özbeğen çizgimi bilen dinleyenlerim bunu nasıl karşılar diye düşündüm çünkü hep aşk şarkıları yaptım bugüne kadar hiç yabancı şarkı okumamıştım. Önce bir irkildim, fakat sonra hayır dedim, nasıl olsa artık istediğimizi yapma ve seyircilere duyurma yaşımız geldi, o zaman ben de istediğimi yapacağım, dinleyenlerime sunacağım dedim ve yaptım. Albümde dört dilde şarkı söylemiş olduğum görülüyor ama aslında altı dilde okudum, ikisini bonus olarak saklıyoruz. Yaza onları cover olarak remixlerini çıkartacağız. Biraz plajlarda da bizim şarkılarımız çalınsın.

Ödüllendiriliyoruz
Bir sanatçı ne hisseder ki, bir şey yapıyorsunuz, kaydoluyor ve sesiniz ebediyete kadar gidiyor. Sadece kendim için söylemiyorum bütün sanatçı arkadaşlarım için geçerli bu. Gün geliyor, bir bakıyorsunuz ki bir şarkınız tekrar ortaya çıkmış, değerlendirilmiş. Demek ki bütün uykusuz gecelerimizin, bütün hayatımızdaki sevinçlerimizin, üzüntülerimizin, keyifli keyifsiz günlerimizin sonunda ödüllendiriliyoruz işte böyle şeylerle. 45'liklerle başladı sonra long play'e döndük, sonra kasetler, CD'ler... Bakalım CD'den sonra çıkacak icatlara da yetişebilecek miyiz....
Girit Asıllı Olduğum İçin Rahat Yunanca Okudum
"Haykıracak Nefesim"in orjinal Yunanca versiyonunu söyleyebildim rahatça, Girit asıllı olduğum için Yunanca'ya benim becerim çok yabancı değil ama yanlışlarımı da düzelten arkadaşlarım vardı, Suzi'ye de teşekkür ediyorum burdan. Yabancı şarkıları söylerken hiç korkmadım, hocalarım iyiydi.Bütün bu şarkıların yayın izinleri, okuma izinleri çok dikkatli takip edildiği için her şeyi yasaların içinde yapmamız gerekiyordu. Balet Plak'ın bir avantajı vardı, Türkiye'de başka kimsede olmayan şarkıların okuma hakkı bizim şirketimizde şu an. Böyle bir avantaj yaşıyorum. Ajda'nın okuduğu bir çok şarkı çok sevilmiştir Türkiye'de biliyorsunuzdur. Hayatımda ilk defa bana ait olmayan, benim seçmediğim ama sonucu iyi olan bir yapıta imza attık. Bodrum'da albümümüzün müzik direktörü Haluk Polat'la tanıştım. Fevkalade değerli bir müzik adamı, baktık ki kalbimiz aynı çarpıyor onunla. Bir orta yaş grubu sanatçı ve bir de genç sanatçının aynı frekansta olması çok hoş oldu. Dolayısıyla hiçbir sorun yaşamadım desem doğru söylemiş olurum. İki şarkı benim arzumla albümde oldu. İlk çalınan Alman parçayı ben çok beğeniyordum çok genç yıllarımdan beri. Çok eski bir Alman şarkısı bu. Bir de "Zingerella"yı arzu ettim.

Bizim Hayatımızdan da Geldiler Geçtiler
"Kimler Geldi Kimler Geçti" gerçekten çok sevilen bir şarkı. Ajda'dan herkes dinlemeyi bitirdikten sonra bir de ben okuyayım dedim. İyi bir yorumcu olduğumu biliyorum. Şarkıcılıkta çok iddialı konuşmuyorum ama yorum başka bir şey, şarkıyı yaşamak... Bir şarkı boşu boşuna yazılmaz, muhakkak ki bu şarkı da yaşamdan, kimlerin geldiğini, kimlerin geçtiğini, kimlerden ne tortular kaldığını anlatıyor. Bunu hissediyoruz çünkü bizim hayatımızdan da geldiler geçtiler.

Yenilik Sunmak Zorundayız
Albüm yaparken kendini tekrar edersen patinaj yapmaya başlıyorsun bir süre sonra. Bir parçan tutuluyor, sonra ikiz kardeşi gibi aynısını yapıyorsun olmuyor bu kez çünkü müzik dinleyicisi gerçekten müzik dinlemeye aç o bakımdan onlara hep yenilik sunmak zorundayız bu da kolay bir şey değil.
"Okurum Abla"
"İstersen"i Yeşil bana ilk getirdiğinde önce bir durdum, tam anlayamadığım şarkının bana gerçekten uygun olup olmadığını, fakat sonra şarkının aranjmanı yapılıp, ben şarkıyı çalıştıktan sonra baktım ki tam Ferdi Özbeğen'lik bir parçaymış. Fikret Şenes "Sensiz Yıllarda" şarkısını bana verirken bayağı bir nazlandı, nasıl yapacaksın, nasıl edeceksin bu benim en sevdiğim şarkı, hayatımda yaşadığım en büyük aşkın şarkısı dedi. Okurum abla dedim ve okudum işte.
Gençlerle Çalışma Şartı Koştum
Bu projeye başlarken, eğer gençlerin desteği olacaksa bu albümü yaparım dedim. Ben genç yönetmenlerle, genç müzik direktörleriyle, genç vokalistlerle çalışmak istiyorum dedim, bütün dediklerimi de yaptılar. Gerçekten de o gördüğünüz dinamik, genç sesler sayesinde bu albüm daha da renklendi. Sekiz kişi ama duble yapınca on altı kişilik bir koronun vokalleri var.

"Süperstar Edasıyla Söyleyeceksin"
Animasyon şeklinde bir video klip olsun istedim, bunu da genç bir ekip yaptı, onlara da teşekkür ediyorum. Klipse klip dedik ve dinleyicilerimize sunduk. Bir de "Haykıracak Nefesim" isimli şarkıda vokalist kızlardan biriyle düet yaptım. Sevgili Şenay'a dedim ki "Bak burada vokalist değilsin artık, sen şimdi bir süperstar edasıyla söyleyeceksin" dedim, çünkü ben bir şarkıda gençlerin benimle düet yapmasını istiyorum.
Devir Çok Değişti
Devir çok değişti, müzik dinleyici çok değişti, branşlar çok dağıldı. Gençlerimize biraz daha güzel şeyleri öğretmek zorundayız gibi geliyor bana ama bunu hangi güçle yapacağımızı bilemiyorum. Benim bütün albümlerimi 40 kişiden aşağı olmayan bir orkestrayla kaydederdik. Buradan Osman İşmen'e de selamlar gönderiyorum, en az 22-23 albümümü o yapmıştır.

Elime Albümü Alıp Reklam Yapamam
Benim bugüne kadar en büyük destekçim hep sevenlerim oldu. Herkes çok iyi biliyor ki ben televizyonlarda fazla görünmeyi, elime albümü alıp da reklam yaparmış gibi çıkıp benim albümümü satın alın demeyi becerecek insan değilim, kendime de yakıştıramam 30 albümden sonra. Beni dinleyicilerin sevgisi, onlara duyduğum saygı ve samimiyet bu işte en önemli öğe. Nezih dinleyiciyle bir arada olabilmek için de Cumartesi akşamları İstanbul'da Taksim'de Larespark Oteli'nin içinde bulunan Portofino Stage'de konser veriyorum.
Onlar Müzisyen Değil Teknisyen
Bir müzik tarzını beğendiğin zaman muhakkak onun geçmişini irdelemek lazım. Şimdi house diyorlar, elektronik diyorlar, bunların hepsi bilgisayar destekli yapılmış bir takım efektler. Bunları yapanlara da müzisyen dememek lazım, teknisyen demek lazım aslında. Bu bakımdan çocuklarımızın ve gençlerimizin kulaklarını bir parça eskiye, daha emek verilerek yapılmış müziklerden başlayarak, yine bugünkü müziğe getirmek çok doğru bir yol diye düşünüyorum. Bu iş biraz anne babaya düşüyor. Gençlerden de sevenim çok, Facebook'tan inanılmaz mailler alıyorum gençlerden. Bir tane çok komik mail geldi "Abi sen kimsin niye herkes seni bu kadar beğeniyor" diye. Dedim ki "ferdiozbegen.com'a gir ondan sonra tekrar konuşalım". O da cevap yazdı "Abi çok afedersin, çok özür diliyorum" diye. Böyle enteresan hoşluklar da yaşıyorum. Facebook'ta ben herkese albümü hazırlarken de günü gününe rapor veriyordum.

32 Yılda 30 Albüm
1977'de başladım, 32 senede 30 albüm olmuş. Türk popüler müziğinde birkaç kişiyiz biz böyle 25-30 albümü olan. Bizim şanslı tarafımız şarkılarımızın korsan ve internet olmadığı devirde çıkmasıydı. Gerçi korsan kasetler vardı hatta benim en çok satılan kasetlerimden biri korsan kasetimdir.

