Herkese Varım, Kendime Yokum

Selda Demirkıran
Bazen telefonun ekranına öylece bakarsın. Bir bildirim, bir "müsait misin?" sorusu, birinin bitmek bilmeyen derdi ya da "şuraya gidelim mi?" teklifi... İçinden devasa bir "Hayır, sadece koltuğa uzanıp tavana bakmak istiyorum" çığlığı yükselirken, parmakların otomatik olarak o malum cevabı yazar: "Tabii ki, geliyorum."
Tebrikler, yine bir başkasının hayatındaki boşluğu doldurdun. Peki ya sendeki o eksilen parça ne olacak?
Herkese Varım, Kendime Yokum

Hepimiz birer "hayat kurtarıcı" pelerini dikmişiz kendimize. Arkadaşın morali bozuksa ilk sen koşmalısın, iş yerinde o dosya yetişmiyorsa elini ilk sen kaldırmalısın, aile içinde bir kriz varsa "orta yolu" mutlaka sen bulmalısın. Herkesin yardımına koşan, herkesin pürüzlerini düzelten o 'iyi insan' imajı ne kadar da gurur okşayıcı, değil mi? Ama o pelerin bazen öyle ağırlaşıyor ki, omuzlarının çöktüğünü kimse görmüyor. Çünkü sen herkese gülümseyerek yetişmeye o kadar alıştırdın ki onları, senin de yorulabileceğin ihtimali kimsenin aklına bile gelmiyor.
Herkese Varım, Kendime Yokum

En kötüsü de ne biliyor musun? Gün bittiğinde, herkes evine çekilip kendi huzuruna gömüldüğünde, sen elinde kalan o kırıntı halindeki enerjiyle baş başa kalıyorsun. Başkalarının yangınlarını söndürmekten, kendi bahçeni sulamaya vaktin kalmamış. Kitabının yarım kaldığı sayfayı unutmuşsun, sevdiğin o şarkıyı en son ne zaman gerçekten "dinleyerek" açtığını hatırlamıyorsun. Hatta belki de en son ne zaman "Ben bugün ne yapmak istiyorum?" diye kendine sorduğunu bile bilmiyorsun.
Aslında bu bir iyilikseverlik değil, bu bir "kendinden vazgeçiş."
Herkese Varım, Kendime Yokum

İnsanları kırmayalım derken, kendimizi paramparça ediyoruz. Kimse bize "Neden kendine bu kadar geç kaldın?" diye sormayacak. O soruyu bir gün aynaya baktığında sadece sen kendine soracaksın. Ve o an anlayacaksın ki; birilerine yetişmeye çalışırken attığın her hızlı adım, aslında seni senden biraz daha uzaklaştırmış.
Belki de bugün, o telefonu bir kenara bırakmanın, birilerine "müsait değilim" (aslında kendime müsaitim) demenin vaktidir. Dünya sen bir akşam bir yere gitmedin diye batmaz, o kriz sen el atmadın diye kıyamete dönüşmez. Ama sen, o akşam kendinle kalmazsan, bir parça daha eksilirsin.
Unutma; yedek parçası olmayan tek şey senin ruhun. Başkalarına yetişmekten vazgeç demiyorum ama ne olur, o koşuşturmanın arasında bir yerde dur ve kendi elinden tut.
Çünkü en çok senin, sana ihtiyacın var.
Herkese Varım, Kendime Yokum
Şu an, bu satırları okurken aldığın o derin nefes var ya; işte o senin geri dönüş biletin. Kendine hoş geldin. Her şey olması gerektiği gibi ve sen, her halinle yeterlisin. Şimdi yavaşla ve sadece kendin olduğun için tadını çıkar."
 
Tüm Yazıları
07.02.2026
FACEBOOK
İNSTAGRAM