Müzik son günlerde dijitale yenik düştü. Hızlı tüketilen mp3 dosyalarından ibaret bir sanal ürüne dönüşü. O koca plaklardan elle tutulamayan sanal parçalara giden yolda, ne iyi müzik kaldı, ne de elimize alıp inceleyeceğimiz bir albüm. Albüm dediniz mi fotoğrafları ile soundu ile künyesi ile ele aldığınızda dokunduğunuz bir plak, bir kaset bir cd gelirdi aklımıza. Dokunmak diyorum çünkü sevmek dokunmaktır. Dokunmak hissetmeyi somutlaştıran hayali gerçeğe dönüştüren eylemdir. Bu yıl albümler artık fiziki olarak basılmamaya başladı. Artık albümler de yavaş yavaş single'lar gibİ dijitalleşti. Programlarıma konuk aldığım solistlere 'albüm nerde' diye sorduğumda aldığım "albümü cd olarak basmadık dijitalde" cevabını daha sık duymaya başladım. Dokunacak müziğimiz kalmadığı gibi dinleyecek müziğimizde kalmadı artık. Böyle bir müzik endüstrisinde müziğe dokunamamanın verdiği mutsuzluk ve ruhsuzluk içinde "Serenad" albümü geçti elime. Efsane müzik ailesi Bağcan ailesinin bir üyesi olan Serenad Bağcan'ın albümü.
Serenad Bağcan, Türkiye'de her geçen gün popüler kültüre yenik düşen müzik endüstrisine öylesine bir albüm sundu ki, dinleyecek, dokunacak , hissedecek bir albüm kalmadı diye düşünürken antibiyotik gibi geldi. Albümü elinize aldığınızda bir kitapçıkla karşılaşıyorsunuz. Epey de kalın bir kitapçık. Son dönemlerde bırakın böyle bir kalın kitapçığı görmeyi cdlerin içinden çıkan kitapçıkları bile görmüyoruz. Serenad kitapçığın sol sayfasında albümde yer alan şarkıların sözlerine, sağ tarafta ise o şarkıyı ifade eden anektodlara yer vermiş. Her sayfasında bir duygu var.
Yedi şarkının yer aldığı albüme bir maxi single da diyebiliriz bu albüme. Bu albümde yer alan şarkılara şarkı demek "şarkı" kelimesinin çıtasını yukarı çıkartacaktır. Onun için her biri bir eser demek istiyorum. İnce ince her notası işlenmiş eserler. İki Fazıl Say bestesi "Hasreti Uykularda" ve "Burgaz Adalıyım Ben" klasik müzik ile sözlü müzik müthiş harmanlanmış. Özellikle "Burgaz Adalıyım Ben"de Fazıl Say'ın piyanosu ve Borusan Yaylı Sazlar Dörtlüsü standartları aşmış. Dikkatimi çeken bir diğer şeyde yapılan kayıtların yetmişlerin analog stüdyolarından çıkmış gibi olması. Mey, Buzuki, Akordeon, çağlama gibi çok özel enstrümanlar kullanılmış.
Albümde Kıbrıs türküsü "Mağusa Limani" yi de seslendiren Serenad Bağcan'ın yorumu uluslararası standartlarda. Türk müzik endüstrisinde bilgisayar makyajlı vokallerin cirit attığı bir dönemde şükür böyle bir ses var ve ne mutlu bize ki 'bu iyi vokal albüm yayınlamış' dedirten bir yorumcu. Serenad'ı dinlerken bazı nağmelerde halası Selda Bağcan'a da gidip geliyorum, yeteneğin genetik olduğuna bir kez daha inanıyorum.
Klasik müzik ile tango formlarının buluştuğu "Pamuk İpliği" ve balad tınılar içeren "Annem" kaliteli pop türünde müzik dinlemek isteyenler için kurgulanmış. "Annem" şarkısını dinlerken "Yarın Çok Güzel Olmalıyım Anne" adlı şarkı geldi aklıma, bu şarkı ile Eurovision Şarkı Yarışması finallerine katılmıştı Bağcan ailesi. "Anne" beni çok etkiledi, müzikal kaliteyi her zaman yukarda tutan Savaş Bağcan o kadar güzel yazmış ki… "Çok uzaklarda yorgunum annem, yerdiler beni kırdılar annem…" …
Maalesef kırdılar bizi, maalesef Serenad Bağcan'ın muhteşem yorumunda söylediği gibi ne sevdalar kaldı, ne sevgiler…
İyi bir müzik albümü dinlemekten öte, kaliteli bir müzik albümü dinlemek, sahte duygularla değil, samimi duygularla hazırlanmış bir müzik albümü dinlemek isteyenlerin aradığı her şeyi bulacağı bir albüm olmuş "Serenad"
Albümde Yer Alan Şarkılar:
Pamuk İpliği - Söz ve Müzik: Serter Bağcan
Bülbül - Söz ve Müzik: Savaş Bağcan
Hasreti Uykularda - Söz: Ahmet Arif / Müzik: Fazıl Say
Annem - Söz ve Müzik: Savaş Bağcan
Al Yüreğim Sende Kalsın - Söz ve Müzik: Savaş Bağcan
Burgaz Adayım Ben - Söz: Özen Yula / Müzik: Fazıl Say