CANDAN ERÇETİN - Melek ( Pasaj - 2004)
Popüler Türk müziğinin entelektüel vokali Candan Erçetin yeni müzik şirketi ile beraber müzik marketlere sunduğu "Melek" adlı albümünde öncekinden daha fazla hite sahip bir albüme imza atarken duygu yoğunluğu yüksek şarkılar seslendirdi.
On iki şarkının yer aldığı albüme adını veren ve aynı zamanda albümün ilk çıkış şarkısı olan "Melek" hem popüler Türk müziği hem de Candan Erçetin adına ciddi bir hayal kırıklığı olarak karşımıza çıkıyor.Şarkı gereksiz pozitifliği , sıradan sözleri ve melodisi ile "acaba albümün tamamı mı böyle ? sorusunu sorarken albümü dinlemeye başladığımızda çıkış şarkısının dışında bambaşka bir albümle karşılaşıyoruz.
Üzgün , yer yer çaresiz bir kadını canlandıran Candan Erçetin bu albümünde çıkış şarkısı dışında Türkiye'de başta hedef kitlesi olmak üzere toplumun büyük bir bölümünün yaşadığı çaresizlik ve sonrasında gamsızlığa vurma eylemini yaşatıyor.Bazı şarkılarda ayrılık sonrasında yaşanan çaresiz mutsuzluk dile gelirken , bazı şarkılarda "amannn ne yapalım, varsın öyle olsun " mantığı , bazı şarkılarda ise sevgiliye yapılan sitemler çıkıyor karşımıza.2004 yılı içinde üretilen yüzlerce albüm içinde en çok hite sahip albüm olarak karşımıza çıkan "Melek" 'te dikkat çeken en önemli şey insanların maskelerinin altında yer alan , sakladıkları , gizlemeye çalıştıkları mutsuzluğun ve kırgınlığı anlatan şarkıların yoğunlukta olması.
Albümü dinledikten sonra hiç sevmemeye başladığımız "Melek" dışında yer alan şarkılara gelince :
Twist , Rock'n Roll karışımı "Ağlıyor musun" albümün acaba neden çıkış şarkısı olmadı sorusunu da sordururken , şarkıyı dinlerken son dönemlerde hiçbir şarkıda görmediğimiz enteresan bir yapı ile karşılaşıyoruz.Önceki albümde yer alan "Hayırsız" edasında bir şarkı olan bu şarkı da sevgiliye sunulan sitemle karışık meydan okuma Candan Erçetin çoğu kent kültürü ile harmanlanmış hedef kitlesini de çok iyi tasvir eden bir şarkı.
Albümün en güzel şarkılarından biri albümün üçüncü şarkısı "Meğer" ise her insanın yıllar geçtikçe kendisini sorguladığı bir dönemde soracağı soruları öylesine güzel anlatmış ki.....Gerek melodik yönü , gerek düzenlemede yer alan volero – bossanova karışımı ritim
Öylesine güzel ki....
Albümün ironik anlatımı ile dikkatleri çeken şarkısı "Canı Sağolsun" ise tek kelime ile muhteşem.Hani bir iki tek atınca insan kendi kendine söylenir ya işte öyle bir hava şarkı da , ama sonu daha farklı tam saydıracakken "canı sağolsun" diyor yorumcu ve insanlık bende kalsın misali ders veriyor .
Her şarkıda dikkat çeken bir diğer şey albümün aranjörü Alper Erinin albümün tüm şarkılarında gösterdiği muhteşem müzik yönetmenliği.Her şarkıda ayrı bir ritim anlayışı , asla Arabesk olmayan klasik yaylı keman partisyonları ve her şeyden önemlisi önceden enstrüman seçiminde kurgulandığı belli olan muhteşem bir mastering yapısı.Her bir enstrümanın partisyonu öylesine net ki , öylesine belirgin ki ,iyi bir müzik sisteminde dinlediğinizde bu albüme bu yönü ile bir kat daha aşık oluyorsunuz. Alper Erinç gerek düzenlemelerde gerekse şarkıların çoğunun ritim ve partisyon yazılımında yetmişli yılların o modernleşmeye başlayan henüz elektronik müziğe yenilmemiş müziğin bakir ruhunu anlatmış.Bu yönü ile de muhteşem bir albüm olan "Melek" özellikle profesyonel müzik dinleyicisinin tutkusu olacak bir müzikalite ile çıkıyor karşımıza.
Albümün ana temasını belki de en iyi anlatan şarkı "Sitem" de üzgün , gururlu bir kadın olarak karşımıza çıkan Candan Erçetin albümü tasvir ederken toplumun özellikle 2004 yazında saklı kalan maskesini şu sözleri ile çok iyi dile getiriyor : "Aslında derin keder içindeyim , bazen bilmeyerek ne yaptığımı , iyi kötü ,güzel çirkin her biçimdeyim"..
Albümünde iki tane de cover yorumlayan Candan Erçetin bu anlamda müzikseverlere bir sürprize imza atıyor.Fakat enteresandır genel de albümleri coverlar kurtarırken bu albümde hiçte öyle bir şeyle karşılaşmıyoruz.Çünkü coverlara komşu öylesine kaliteli şarkılar var ki nerdeyse albümü dinlerken coverları hemen geçmek istiyor insan.
Son yıllarda müzik marketlere sunulan belki de en ironik şarkılardan biri olan "Bahane" de Candan Erçetin'in kedisinin hikayesini dinliyoruz.Bir sevgiliye söylenebilecek pek çok anlamlı sözü bir kedinin kişileştirilmesi üzerinden söyleyen yorumcu sözel anlamda da çok başarılı bir albüme imza attığını bu şarkıda bir kez daha kanıtlıyor.
İlk yedi şarkıda altı tane hit dinlemiş olmanın sarhoşluğu içinde dinlediğimiz "Şehir" vasat tınlarken birden albümün en güzel şarkısını dinlemeye başlıyoruz. Hani o eski orkestrada mürekkebi kurumamış notaları önüne alıp çalmaya başlar ya müzisyen , hani büyük otellerin o eski beş çay partilerinin kent kokan aristokrasisi vardır ya , hani duyguların digitalleşmediği dönemlere ait ölümsüz romantizim vardır ya işte öyle bir duygu var bu şarkıda.Albümün en başarılı şarkısı olarak karşımıza çıkan "Sensizlik" hem melodik yapısı , hem buruk bir aşk acısının yaşatabileceği en doğal ve en acı duygu olan yalnızlığı çok ama çok iyi ifade ediyor bu şarkı.
Albümün dinlerken bir de ne görelim onuncu şarkıya gelmişiz , çigan keman olarak adlandırılan solo kemanın eşliği , latin alt yapı eşliğinde karşımıza çıkan "Yaşıyorum" albüm
İçin dile getirdiğimiz "insanların maskelerinin ardından gizli kalan duygularının tasviri" bu şarkıda karşımıza çıkıyor.Önceki albümlerine oranla negatif duygulara da oldukça yer veren , onları tasvir eden Candan Erçetin her şarkısında yaşadığı finali pozitif bir duygu ile bulma geleneğini bu şarkısında da "Her şeye rağmen yaşamak güzel" sözleri ile sürdürüyor.
Candan Erçetin'in başarılı bir müzik markası olmasında yer alan etkenlerden biri onun hedef kitlesi ile hiçbir basın organının promosyon faaliyetlerine gereken olmadan (radyolar hariç) şarkıları vasıtasıyla kucaklaşması olduğunu analizlerimizden hep iddia ederiz.Bu hedef kitlenin ise en ilginç özelliği ise bireyselciliğe yeni yeni geçen , ekonomik bağımsızlığını kültürel bağımsızlığına oranla daha bir ağır hisseden , medyanın şişirilmiş popstarlarına karnı tok , ana haber bültenlerinde ki magazinleri umursamayan , medya ile adeta dalga geçen bir hedef kitle , belki en zoru ama en maliyetsiz ve en ürüne dayalı tüketim yapabilen bir hedef kitleye sahip olmayı başaran Candan Erçetin bu psikoğrafideki kitlesine o kadar uygun bir albüm sundu ki "Melek"le tebrik etmekten başka bir şey kalmıyor.Bu kitlenin içinde yaşadığı ikilemleri , sıkıntıları ve her şeyden önemlisi bu kitlesin bireyselliğin özel hayata ve aşka yansımalarını çok iyi ifade edildiği bu albümün bir diğer özelliği şarkı sözlerinde ki kendi kendine konuşan insan formatı..Hani belirli dönemlerde kendi kendimize söylenir , konuşur ya da be bileyim kendi kendimize bazı sorgular yaparız ya işte öyle bir dil hakim albümün genelinde.
Soft Rock öğeler taşıyan ""Bu Sabah" sevgilinin ayrılık sonrasında ki eylemlerini anlatırken Candan Erçetin önceki albümünde yer alan "Parçalandım" adlı şarkısının formatından bir şarkısını da anımsattı."Bu Sabah" için ise söylenebilecek şeyler Alper Erinç'in her albümde kendine bir şeyler kattığından tutunda yalnızlık çeken bir insanı en iyi ifade edebilecek başka bir albümün şu sıralarda müzik marketlere sunulamadığına kadar uzayıp gider.
Diğerlerine oranlar daha soyut "Sonsuz " ve "Gökyüzünde Yalnız Gezen Yıldızlar" ile " Bir Yangının külünü" nün ikinci versiyonu ile finale gelen albüm için uzun soluklu , fast food kültüren uzak , sorgulayan , yalnızlık çeken , sisteme düzene karşı bolca lafı olanların mutlaka ama mutlaka dinlemesi gereken bir albüm diyebiliriz.Özellikle "Sensizlik" adlı şarkının düzenlemesi öylesine çok şeyi çağrıştırıyor ki ... Günümüzde o şarkı da ki yaylılar düşük oktavlı feryat figan partisyonlara bıraktı , o şarkı da ki romantizm günümüzde yerini prezervatif kokan ilişkilere bıraktı , o şarkıda ki bakirlik sahtecilik kokan şerefsizliklere bıraktı , o şarkıda dile getirilen haksızlıklar , haklı gibi görünen haksız haklılıklara bıraktı.....
Neyse ki Candan Erçetin var.....
Albümde Yer Alan Şarkılar :
Melek
Ağlıyor musun
Meğer
Canı sağ olsun
Sitem
Bir yangının külünü v.1
Bahane
Şehir
Sensizlik
Yaşıyorum
Bu sabah
Sonsuz
Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar
Bir yangının külünü v.2

