NÜKHET DURU - Gece Saat On İki ( D.M.X. - 2006)
Uzun yıllardır albümünü beklediğimiz yorumculardan biri olan Nükhet Duru bu albümünde ne yalan söyleyelim bizi hiç ama hiç tatmin edemedi. Bunun büyük sebebi sıfır şarkıların son derece zayıf olması ve albümün aranjörünün gereksiz denemeler ile popülist aranjman mantığından uzaklaşarak tek kelime saçmalaması !
On şarkının yer aldığı albümde çok da güzel coverlar var , ama maalesef düzenlemeler ile katledilen coverlar !
Mustafa Sandan bestesi "Şarab Gibi" açılan albümde bu şarkıyı dinlerken aranjörün club serüvenine şahit oluyoruz ve ha şimdi ha sonra düzelecek bir şeyler olacak diye diye şarkıyı tamamlıyoruz, Mustafa Sandal bestesi olmasına rağmen klasik Musit bestelerinden çok uzak olan vasat bir şarkı olan "Şarap Gibi" son derece vasat bir çıkış şarkısı ve ses getirmeyeceği kesin.
Suat Sayın'ın bestesi "On İkiye On Kala" da yine aranjör çıkıyor devreye ve değişik aranjman denemesi ile bir şeyleri tutturmanın çabası içinde koşturuyor, aslında sound olarak ve mix olarak gayet temiz olan albümün düzenlemelerinde yaşadığı en büyük sıkıntı şarkıların trafik düzenlemelerinde yapılan gereksiz değişiklik ve abartılar.İş böyle olunca denemelerin ön planda olduğu farklı ama lezzet vermeyen düzenlemeler dinliyoruz.
Nükhet Duru yıllardır şıkıdım şarkılar çok sever, "Mahmure" tarzı şarkıları nedense de bu şarkılar hiç tutmaz, ama Duru'da bu ısrarından hiç vazgeçmez. İşte "İkimize İçelim"de öyle bir şarkı, muhtemelen buda tutmayacaktır.
Modern düzenleme olacak diye kasılan bir diğer şarkı : "Şu senin çekip gitmelerin" . Soğuk , hiçbir sıcaklığı olmayan bir düzenleme , hiçbir melodik yönü olmayan bir beste …. Albümün ayı zamanda müzik yönetmeni olan Fuad Abdullah'ı daha önce ümit vaat eden bir aranjör olarak görüyorduk ama maalesef bu albümden sonra biraz daha fazla çalışması ve her şeyden öte popülist kültür ile denemeleri arasında bir ortalama yakalaması gerektiğini düşünüyoruz.
Bir baktık ki şarkı bitmiş, zaten albümün genel özelliği öyle, karambol düzenlemeler ile hep bir şeyler olacak gibi bir hava içinde geçen şarkılar istenen duygu patlamasını vermeden pat diye bitiyor.
"Palto" albümün Yunan coverlarından birisi, iyi bir beste ama dedik ya düzenlemeler ofsayt ! Albümün ikinci Yunanca şarkısı " Yine Çıktım Yollara" daha melodik, ve albümde popüler kültüre en fazla seslenebilen şarkı olarak akılda kalıyor, ama yinede vasatın üstüne zar zor çıkabiliyor.
Ardı ardına gelen coverlarında albümü kurtaramadığını "Bodrum'da" yı dinleyince anlıyoruz. Bu tarz il ve şahıs isimlerinin adlarının geçtiği şarkıların tutmadığı ortada . Bazı sanatçılar ise hala bu taktiği uygulayarak şarkılarını yakıyor. Şimdi "Bodrum"u konu alan bir sürü şarkı var, bunlara bu vasat düzenleme ile yapılan şarkı da eklenmiş.Şarkının en vurucu yeri " Bodrum'da aşık olmak bambaşka" evet doğru olabilir ama bunu albüm alan kaç kişiyi etkileyecektir. Orada aşk yaşayanların dışında, onlarda albümünü alacaklar… Ucuz hesaplar bunlar ! Oysa bestenin de yapısı gayet güzeldi, daha vurucu sözlerle iş farklı bir yere gelebilirdi.
Veee albümü kurtarabilecek iken tek kelime harcanan şarkı. Bir coverın bu kadar vasat hatta kötü bir biçimde düzenlendiğine şahit oluyor ve Nükhet Duru adına üzülüyoruz. "Gülme Komşuna" adlı Seyyal Taner şarkısını dinliyoruz ve çok üzülüyoruz. Şarkının yetmişli yıllardaki düzenlemesini dinlesen bu şarkının dance – disco bir yapıda daha uygun olacağını anlayacaksın, al o formatı günümüz soundları ile geliştir patlat şarkıyı… Oysa aranjörümüz ne yaptı, önce bir şıkıdım havasına girdi, sonra şarkı durmuş amcam vazgeçmiş tarz değiştirmiş hafif popa geçmiş, sonra gene vazgeçmiş club takılmış. ! İnanın şaşırdık, hatta şok olduk, albümü radyolarda , kulüplerde kurtarabilecek bir şarkının içine edilmiş tek kelime ile .
Albümün aranjörlük faciaları son şarkılara gelirken kendisini iyice gösteriyor, bunlardan bir tanesi de Leman Sam'ın popüler Türk müziğine soktuğu "Hey Yıllar" burada da her halde aranjör trance mı , hip pop mu takılmak istemiş yoksa R&B mi ortaya bir karışık şey çıkartmış, ve gerçekten de şarkıya yazık etmiş.
Dinlerken asap bozukluğumuzun artık iyice arttığına şahit olduğumuz albümün son fiyaskosu "İyimserim" ne yalan söyleyeyim bu şarkıyı Emel Sayın'ın o muhteşem yorumu ile yıllardır dinledik ve klasikleşen ve unutulan bu şarkının yeniden yorumlanmasına çok mutlu olduk. Albümde beklediğim şarkılardan bir tanesi de bu şarkıydı … Ama ne görelim, şarkı maalesef bambaşka bir yere gitmiş, o sıcak samimi içinde bir duygu anlatımı olan şarkı gitmiş, club mantığında tam tamlarla süslenmiş bambaşka bir şey gelmiş… ve şarkının içinde yer alan bütün samimi duygusallık yok olmuş.
Sonuç mu ? maalesef iş olmamış, Nükhet Duru adına çok üzücü bir olay, çünkü bu albümle gençlere inebilir radyolarda daha sık çalabilir, kulüpleri yıkabilirdi… Ama bu iş aranjör katliamına dönüşmüş, ve maalesef hiçbir ticari değer olmayan, hiçbir geleceği olmayan raflarda beklemeye mahkum bir işe dönmüş. Maalesef aranjörlerimiz hayatı kendi özel hayatlarınki dünyadan ibaret sanıyor, şimdi sosyetede bir club modası var ya tamam bitti işte ! Al sana kötü bir club örneği ! Yazık, yazık yazık !
Albümde Yer Alan Şarkılar :
Şarap gibi
On ikiye on kala
İkimize içelim
Şu senin çekip gitmelerin
Palto
Yine çıktım yollara
Bodrum'da
Gülme komşuna
Hey yıllar
iyimserim

