Yüreğimdeki BARIŞ Şarkıları (Sony - 2002 )
Barış Manço'nun üçüncü ölüm yılında onu anma etkinliklerinde bir tanesi olan "Yüreğimdeki BARIŞ Şarkıları" olan albüm beraberinde bir çok soru işaretini de getirdi.
Çok sıkı bir yorumcu ve müzisyen kadrosu ile hazırlanan albümde –15- tane BARIŞ Manço klasiğinden oluşuyor.Albümü genel olarak dinlediğimizde düzenlemelerde göze çarpan dağınıklık ve özellikle şarkıların bir çoğunun bir çok yorumucuya yakışmadığını her şeyden önemlisi çok acele yapılmış kayıtların genel intibasını alıyoruz.
Albüm medya içinde Barış Manço'yu en samimi ve en yalın biçimde yaşatmaya çalışan Ali Kırca ile açılıyor."Güle Güle oğlum" adlı şarkıyı yorumlayan ve bir de şiir okuyan Ali Kırca bu işte haberciliği kadar başarılı olduğunu kanıtlıyor.
Ayna gurubu ile devam eden albüm Barış Manço klasiklerinden "Aynalı Kemer" adlı şarkıyı seselendirmişler.Klasik Ayna düzenleme ve yorumu ile sunulan şarkıya yazılan yaylı partisyonlar dikkatleri çekiyor ama nedense yaylıların canlı yerine klavye olmaları maalesef tüm güzelliği öldürüyor.
Bir müzik ustası Cahit Berkay'ın mükemmel müzik anlayışı ile sunulan "RÜYA" Ayna'nın gürültülü sesinden sonra güzel tınlıyor.
Barış Manço şarkılarını en güzel yorumlayacak kişilerden biri de Haluk Levent olabilir tezini doğrularcasına şarkı söyleyen Haluk Levent "Yine Yol Göründü Gurbete" adlı şarkıyı yorumluyor.Albümün aranjörü Yıldıray Gürgen'in eksikliği maalesef bu şarkı ile ortaya çıkıyor,tonsuz ve renksiz bir düzenleme.
Manço'nun 1984 yılı "24 Ayar" albümünde yer alan "Söyle Zalim Sultan" adlı şarkıyı dinlerken şarkıyı tanımada zorluk çekiyoruz, hele buna Hülya Avşar'ın atonal yorumuda eklenince.Bir yorumcular seramonisi olması beklenen bu albümde Hülya Avşar'ın işi ne acaba diye soruyoruz kendi kendimize .Bu şarkıya uymayan Hülya Avşa vokaline birde aranjörun tam olarak neyi hedeflediğini anlayamadığımız düzenleme stratejisi ve kayıtların renksizliği ile şaşırıyoruz.
Kenan Doğulu "Dönence" adlı şarkı ile katkıda bulunuyor albüme .Düzenleme Ozan Doğulu imzasını taşıyor ve albümde dikkat çeken ikinci düzenleme bu şarkıda karşımıza çıkıyor.Burda da Kenan Doğulu'nun vokaline uygulanan eko ile yaratılmak istenen double maalesef itici kalıyor.
Barış Manço ile adı anılan efsanevi topluluk Kurtalan Express albümde "Gibi Gibi" adlı şarkı ile katkıda bulunmuş.Zengin bir düzenleme ama şarkıyı dünlerken şunu söylüyoruz: "Ah be Bahadır ağabey neden şarkı söylüyorsun ..."
..Veeee albümde en çok soru işareti uyandıran bölüme geldik.Buraya kadar bu albümün ciddi anlamda bir anma albümü olduğuna inanmışken burada karşımıza çıkan sima ile bir çok soru işaretini de berbarinde getiriyor.Mahsun Kırmızıgül'un gayet kötü bir düzenleme üzerine gayet kötü bir biçimde yorumladığı "Ben Bilirim" adlı şarkıyı görüyor ve üzülüyoruz.
Buna acaba neden gerek duyulmuş ? Albümün tirajını arttırmak için mi ? Yoksa renk için mi eğer renk içinse albüme köyu bir renk katmak için mi ? Daha Barış Manço ile bırakın müzik adına bir şeyler paylaşmayı tanışıklığı dahi olmayan bir kişinin bu projede yer almasının asıl amacı acaba nedir ? Hele kötü bir ve sıradan bir düzenlemeye ne demeli ?
Albüm bu hayal kırıklığından sonra Muazzez Ersoy ile devam ediyor.Daha önce Nostalji serisinde ki düzenleme ile "Can Bedenden Çıkmayınca" adlı şarkıyı dinliyoruz , yeni bir albüm hazırlığı içinde olan Muazzez Ersoy belliki yeniden yorumlayamamış bu şarkıyı ama eski versiyonunun yer alması da albüme hiçbir fayda getirmediği kesin.
Derken Barış Manço'nun efsanevi şarkısı "Gül Pembe" de düzenlemelerde ki kepazelikten payını almış olarak geliyor karşımızaOzan Çolakoğlu adını görmesem inanmayacağım bu düzenlemenin ona ait olduğunu şarkıyı dinlerken Tarabya sahilinde yürüyüş yaptığım sırada kulağıma gelen piyanist şantörlerin düzenlemeleri geliyor sanki.
Albümün sonuna geliyoruz ,tanrıya şükürler olsun , gerçekten de şükürler olsun çünkü projenin kalitesine uyfun bir anlayış ile karşıma çıkan bir şarkı dinliyorum.Sertap Erener'in muhteşem vokal anlayışı ve aranjör Demir Demirkan'ın çok güçlü bir düzenlemesi ile karşımıza çıkan bir şarkı dinliyoruz: "Dağlar Dağlar" .Albümde şu ana kadar hemen hemen hiçbir aranjörün göstermediği itina ile hazırlanan bir düzenleme ve her şeyden önemlisi diğer aranjörlerin nedense kullanmayı unuttuğu eko , reverb gibi unsurları burada görüyoruz kaydı dinlerken.Sonuç : Albümün en iyi düzenleme ve yorumu yada bir başka deyişle projeye uyan Barış Maço kalitesini yansıtan bir ambiyans.
Sezen Aksu , devler kadrosunun diğer starı "Sakız Hanım Mahur Bey" adlı şarkıyı seslendirmiş.Şu sırlarda kendi albümünün hazırlıklarını yapan Sezen Aksu en az kendi albümüymuş gibi itina ile hazırlanmış bu şarkıya , düzenlemeyi özüne sadık kalarak yaptırmış ve her şeyden önemlisi güzel bir Barış & Sezen sentezi ile sunmuş bize arangörü şarkıyı.
Genç kızların sevgili Teoman bu albümde de sadece genç kızların değil gelecekte herkezin sevgili olacağının bir kez daha sunuyor bize.Bu çocuğun sesi gerçekten de çok iyi , bunu bir kez daha anlıyoruz.Gitarlardan oluşan sade ama etkileyici düzenlemesi ile pürüzsüz sesi ve yorumu ile "Anlıyorsun Değil mi ? " adı şarkıyı yorumladı albümde.Kısa bir süre önce albümünde yorumladığı versiyonu yada ona benzeyen bir versiyonuda sallayabilirdi pekala ama bunu yapmadı.
Albümün tamamında yer almasını arzuladığım en azından albümün kalitesi adına mükemmel olacağını düşündüğüm Atilla Özdemiroğlu'nun profesyonel , yalın ve buram buram müzikalite kokan senfonik düzenlemesi ile karşımıza çıkan "Kol Düğmeleri"'ni dinlerken utlu oluyoruz.Bu şarkıyı seslendiren yorumcu için ise ikinc yanlış seçim diye düşünüyoruz.Düzgün kent Türkçesi ile dinlemeye alıştığımız Barış Manço şarkılarını , kırsal bir lehçeye kayan ve yer yer arabesk bir lehçe ile karşımıza çıkan Yavuz Bingöl , artikülasyonu ve prozodisi bu şarkıya yakışmadı.Ama asıl amaç şarkıları ölümsüzleştirmek değil kırsa kültüre yakın olan simaları albüme koyarak o kitleyide (ki şu an Türkiye'deki en büyük kitleyi oluşturuyor) albüme sempatik bakmalarını sağlamak ise başarılı bir strateji.
Albüm bitiyor alfabetik sırayla karşımıza çıkan yorumculardan şimdi de Zerrin Özer'de sıra.Büyük orkestra şefi Turhan Yükseler'in küçük bir klavyede boğulduğuna sahit oluyoruz bu şarkıda , buna rağmen Zerrin Özer'in mükemmel yorumunu dinliyor duygulanıyoruz.
Bu duygu seli içinde tamamladığım albümü dinleme işimin sonunda şunu bir kez daha düşünüyorum : Aranjörler ne zaman acaba ticari ve angarya bakışlardan kurtulup kendilerini aşacak işler yapmaya başlayacaklar.Hani derler ya forma aşkı denen bir şey vardır , forman için oyna bu maçı işte aranjörlerinde bu albümde bu düzenlemeleri enstrüman aşkı ile yapmaları gerekirdi......






