Bir Gün Bugünü de Özleyeceğiz
Niyazi Nişancık
Bir Gün Bugünü de Özleyeceğiz
Bir şarkı çalıyor.
Birileri dinliyor.
Birileri geçip gidiyor.
Ve zaman yine kimseye sormadan akıyor.
Son yıllarda dikkatimi çeken bir durum var. Nereye dönsek geçmiş konuşuluyor. Eski şarkılar, eski mahalleler, eski dostluklar, eski bayramlar... Sanki yaşadığımız çağın hiçbir değeri yokmuş gibi bir hava oluştu.
Elbette geçmişin hatırlanacak güzel yanları vardır. Birçoğumuzun çocukluğu daha sakin sokaklarda geçti. İnsan ilişkileri daha yüz yüze yaşanıyordu. Bir şarkıyı beklemek vardı. Bir mektubu beklemek vardı. Bir dostu görmek için gün saymak vardı.
Fakat bazen geçmişi anlatırken önemli bir hata yapıyoruz.
Geçmişi olduğu gibi değil, hatırlamak istediğimiz gibi hatırlıyoruz.
Kimse eski yılların ekonomik zorluklarını anlatmıyor. Kimse o günlerde yaşanan sıkıntıları konuşmuyor. Hafızamız ilginç bir şekilde güzel anıları öne çıkarıyor. Geri kalanları ise sessizce arka raflara kaldırıyor.
Belki de bu yüzden bugün birçok insan farkında olmadan geçmiş ile bugünü yarıştırıyor.
Oysa hayat bir yarış değildir.
Her dönemin kendine ait güzellikleri ve eksiklikleri vardır.
Bugün teknoloji sayesinde dünyanın öbür ucundaki bir şarkıya saniyeler içinde ulaşabiliyoruz. Eski dostlarımızla görüntülü konuşabiliyoruz. Bilgiye birkaç dakika içinde erişebiliyoruz.
Fakat bütün bunlara rağmen insanların neden hâlâ mutsuz hissettiğini düşünmek gerekiyor.
Sorun teknoloji değil.
Sorun zaman değil.
Sorun aslında insanın kendisiyle kurduğu ilişki.
Çünkü insanlık tarih boyunca aynı duygularla yaşadı.
Sevmek istedi.
Anlaşılmak istedi.
Değer görmek istedi.
Mutlu olmak istedi.
Bugün de değişen bir şey yok.
Sadece yöntemler değişti.
Bir başka dikkat çekici konu ise sürekli duyduğumuz "anı yaşa" cümlesi.
İlk bakışta çok güzel görünüyor.
Fakat hayat sadece anı yaşamaktan ibaret değildir.
Çünkü insan geçmişinden öğrenir.
Geleceği için plan yapar.
Bugünü ise bunların arasında dengeler.
Sadece anı yaşamaya çalışan insan yönünü kaybedebilir.
Sadece geçmişte yaşayan insan ise ilerleyemez.
Belki de gerçek denge tam ortadadır.
Geçmişi unutmadan...
Yarını düşünmeden değil...
Ama bugünü de kaçırmadan yaşayabilmekte.
Çünkü bundan yirmi yıl sonra bugün de geçmiş olacak.
Bugün dinlediğimiz şarkılar eski şarkılar olacak.
Bugün yürüdüğümüz sokaklar eski sokaklar olacak.
Bugün kurduğumuz dostluklar eski dostluklar olacak.
Ve muhtemelen birileri oturup bugünü anlatacak.
İşte bu yüzden mesele geçmişi özlemek değil.
Mesele yaşadığımız günlerin farkına varabilmek.
Çünkü zamanın en ilginç tarafı şudur:
İnsan yaşarken sıradan sandığı günleri,
yıllar sonra hayatının en değerli hatıraları olarak hatırlar.
Belki de hayat bizden çok büyük şeyler istemiyor.
Belki sadece yaşadığımız anların farkında olmamızı istiyor.
Çünkü bir gün bugünü de özleyeceğiz.
Ve o gün geldiğinde hatırlanacak olan şey takvimler değil,
nasıl yaşadığımız olacak.
Tüm Yazıları

